Askerî harcama ikiye katlandı, yeni zamlar yolda

Türk yönetimi, yılbaşından beri Merkez Bankası’nın kasasındaki paraları Hazine’ye aktarma, kamu bankalarına ucuz kredi verdirerek harcamalar yoluyla vergi gelirlerini artırma ve vatandaşların canını yakan kamu zamlarıyla kamu bütçesini toparlamaya çalışıyor.

Buna karşın devletin bitmek bilmez büyümesinin getirdiği gider artışları ile politik hırsların getirdiği ek harcamalar ülke bütçesini son 17 yılın en kötü düzeyine getirmiş durumda.

Bu yıl Merkez Bankası’ndan sağlanan ek 80 milyar TL’lik gelire karşın, 10 aylık bütçe açığı 100 milyar TL barajını aştı. Eğer gelir artırıcı bir sürpriz ya da Hükümet’in ani bir harcama diyeti olmazsa, bütçe açığının bu yıl 120 milyar lirayı aşması yüksek olasılık.

Bu rakam, bütçe açığı/milli geliri oranında ‘sağlık sınırı’ kabul edilen yüzde 3’lük Maastricht Kriteri’nin üzerinde gerçekleşmesi anlamına gelirken, Türkiye uzun yıllardan sonra ilk kez barajı aşmış olacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı bugün Ekim ayı bütçe rakamlarını ilan ederken, Ekim ayında aylık açık, beklentilerin üzerinde 14.9 milyar TL olarak gerçekleşti. Böylece yılbaşında 80 milyar TL olarak tahmin edilen bütçe açığı rakamı Ekim ayında 101 milyar TL sınırına dayandı.

Oysa son üç ayda yapılan 10 puanlık faiz indirimi, başta kamu bankaları olmak üzere finans sektörünün ev, otomobil ve diğer harcama kalemlerine dönük cazip kredi kampanyalarını gündeme getirdi. Artan harcamaların etkisiyle vergi gelir artışı da bir yıl aradan sonra ilk kez Ekim ayında enflasyonun üzerine çıktı.

Bunda en büyük katkıyı aylık bazda yüzde 43.5 büyüyen Özel Tüketim Vergileri aldı. Yani Türk iktidarı ekonomiyi canlandırmak için aldığı riskli önlemlerin karşılığını bir ölçüde Ekim ayında almış oldu.

Buna karşın bütçe tek taraflı değil ve Türk devletinin her geçen gün artan talepleri de bütçe açığının vergi ve toplam gelir artışının üzerinde büyümesine neden oluyor. Ocak-Ekim’de merkezi yönetim giderleri yüzde 22.2 ile ülkedeki enflasyonun iki katını aşan bir büyüme hızına ulaştı.

10 ayda yapılan 819 milyar TL’lik toplam harcamanın 731 milyar TL’si faiz dışı giderlerden oluşurken, bu kalem yüzde 20.6 büyüme kaydetti.

Diğer taraftan geçen ay devlet giderlerinde, oransal olarak en büyük artışlardan birini, Rojova’ya yapılan Barış Pınarı Harekatı nedeniyle ikiye katlanan savunma harcamaları oluşturdu. Geçen yıl 1.8 milyar TL olan Ekim ayı silahlanma harcamaları bu yılın aynı döneminde yüzde 100.5 büyümeyle 3.7 milyar TL’ye dayandı. Savunma harcamalarındaki büyümede Milli Savunma Bakanlığı’nın harcamalarının aylık bazda yüzde 140 büyümesi etkili oldu. 

Geçen yıla göre yapılan fazladan 1.8 milyar TL’lik harcama aylık bütçe açığının yüzde 15’ine yakının oluşturdu. Elbette ki operasyonun daha da uzaması Türk devleti açısından öncelikli ekonomik sorun haline gelen bütçe açığı rakamları için tehlikeli bir gelişme.

Türk devleti geçen yıl Afrin ve bu yıl da Rojava’ya yapılan operasyonlar nedeniyle savunma harcamalarını iki yıl içinde yüzde 50 artırdı. Bu yıl silah ve askeri alımlar için 25 milyar TL’lik bir bütçe öngörüldü. Bu rakamın 18.5 milyarı ilk 10 ayda kullanıldı.

Diğer yandan bu yıl bütçe açığının büyümesinde katkısı olan bir başka etken de Ekim ayında yüzde 61.5, ilk 10 ayda da yüzde 37 büyüyen faiz harcamaları oldu. Merkez Bankası Temmuz ayından itibaren faiz oranlarını indirse de söz konusu faiz giderleri daha önce satılan Hazine kağıtlarına ödenen yüksek oranlardan kaynaklı büyümesini sürdürdü.

Ekonomideki durgunlukla birlikte cari açık problem olmaktan uzaklaşırken, Türk ekonomisi için bir zayıf nokta haline dönüşen bütçe açığı için hükümet alışıldık yolların dışında adımlar deniyor. Son olarak önümüzdeki yıl için Merkez Bankası’nın kasasında bulunan döviz ve altınların alış fiyatı ile market fiyatı arasındaki farkın hesaplanması ve ortaya çıkan rakamın bir gelirmiş gibi Hazine’ye aktarılması gündeme geldi.

Geçen ay medyaya yansıyan haberlere göre, AKP iktidarı önümüzdeki yıl bütçe açığını azaltmak için ‘karşılıksız para basma’ denecek bu yöntemi gündemine almış durumda. Ancak bu kalemden de 50 milyar TL'nin altında bir gelir sağlanabileceği düşünüldüğünde AKP Hükümeti için vergi mükelleflerini daha da kızdıracak zamlar dışında çare gözükmüyor.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar