Tem 06 2018

Zaman Gazetesi Davası'nda gazetecilere ceza yağdı

4'ü tutuklu 11 gazetecinin yargılandığı Zaman Davası'nda karar açıklandı. Tahliye edilmeyen gazeteciler oldu. Bazı gazeteciler hakkında beraat, bazıları hakkında tahliye kararları verildi, davada cezalar da yağdı. Altı yazara 56 yıl ceza verildi. 

Davanın avukatlarından Ergin Cinmen, karar sonrası Ahval'e yaptığı değerlendirmede, görülen davanın OHAL döneminin davası olduğunu dile getirdi.

“Dosyada bu insanların yazılarından başka hiçbir şey yok” hatırlatmasında bulunan Avukat Cinmen, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu dava Türkiye’de görülen kanıtsız davalardan biri. Zaten iddianamenin son sayfasında yazıların ‘ifade özgürlüğü dışına kaçmıştır’ gibi bir ifade var. Ne olduğu belli olmayan bu gibi ifadelerle bu insanları tutukladılar. Türkiye’de her darbe sonrasında tüm muhaliflere yapılan uygulamalar aynı. Bunu her dönem gördük, şimdi de görüyoruz. Ama bu dönemde olduğu gibi salt düşünceye açılan davalar yoktu. Ama şundan eminim ki bu davada yargılanan insanların tamamı beraat edecek.”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci gününden notları P24, dakika dakika Twitter’dan aktardı. 

Duruşma başlarken mahkeme başkanı savunmaların tamamlanması halinde 6 Temmuz 2018'de karar verileceğini belirtmişti.

Duruşmanının ilk gününde Şahin Alpay'ın yanı sıra avukatı savunmasını verirken karar duruşmasını AB Delegasyonu, Almanya Konsolosluğu, RSF, Article 19, HRW temsilcileri izliyor.

Bugünkü duruşma, Ahmet Turan Alkan'ın avukatı Faruk Zorba'nın esas hakkında savunmasıyla başladı.

"Bu davada iddia makamının hüsnü kuruntuları iddianameye dönüşmüştür" diyen Zorba, Yargıtay kararlarınca ortaya konan "örgüt üyeliği" suçunun kriterlerini şöyle açıkladı:

"İddianamedeki tek doğru tespit müvekkilin Zaman gazetesinde yazı yazması. Zaman gazetesinde yazı yazmak örgüt üyeliği suçunu oluşturmaz."

"60 yıllık bu örgüt ne zaman TCK kapsamında bir terör örgütü olarak ilan edilmiştir?" diye soran Avukat Zorba, "Bu soruya cevap verilmedikçe bu davalar şüphe ve kuruntulara dayanan siyasi davalar olmaktan kurtulamaz" görüşünü dile getirdi ve ekledi:

"Cumhuriyet savcılarının suç örgütü olarak görüp dava açmadığı bir örgütü vatandaşların suç örgütü olarak görmelerini beklemek hukuki olmaz. Devlet kendi tedbirsizliklerinden dolayı vatandaşı sorumlu tutamaz."

Duruşmada son sözler de söylendi.

İbrahim Karayeğen: Son sözlerimi lanetli bir hukuk hayaletine dönüşen ByLock konusunda ayırmak istiyorum. Ben de bu hayaletin kurbanlarından biriyim. CGNAT kayıtlarına dayanan belirsiz bir suçlamayla karşı karşıyayım.

Bana ve arkadaşlarıma terörist ve darbeci etiketi yapışmaz. Hukuk hepimizin sığınacağı son limandır.

Mümtazer Türköne: Örgüt üyeliği ithamıyla yargılandım. 17-18 kitap yazmış bir adam bunu ancak özgür bir kafayla yapabilir. 38 yıl boyunca anayasal düzeni anlatmış bir akademisyen olarak, böyle bir suçlamayla karşılaşmamak için siyasi hayatıma son veriyorum. Artık roman yazıyorum.

Mustafa Ünal: İlk kez yargılanıyorum. Hakkımdaki iddialar ağır ama deliller zayıf, hatta hiç yok. Sadece yazı başlıklarıyla yargılanmış bir gazeteciyim.

Sayenizde tam 2 yılı cezaevinde geçirdim. Tarih size yeni bir fırsat sunuyor, yeni bir sayfa açmak sizin elinizde.

Ahmet Turan Alkan: AYM ve AİHM tutukluluğumuzun gereksizliğini vurguladı. Bu ülkenin en büyük hazinesi yargının bağımsızlığı ve kalitesidir.

Tutukluluğumun ilk gününden itibaren desteklerini esirgemeyen yazarların güvenleri bana güç verdi. Onlara teşekkür borçluyum. Aileme, avukatlara, uzaktan beni görmeye gelen akrabalarıma teşekkür ederim.

Ali Bulaç: Savunmamı tekrar ediyorum. Gülen grubuyla sadece gazeteci olarak ilişkim oldu. Karanlık yüzlerini göremedim. Bunu göremediğim için pişmanım. 22 aylık tutukluluğu 67 yıllık hayatımın kefaleti sayıyorum.

Mehmet Özdemir: İddianamede benimle ilgili hiçbir delil yok. Beraatimi ve adli kontrolün kaldırılmasını istiyorum.

Lale Sarı İbrahimoğlu: 38 yıldır yazan bir gazeteciyim. Demokratik hukuk devleti yanlısıyım, askeri vesayete karşıyım. Bu sebeple TSK tarafından andıçlandım.

Bir başarısız darbe girişimi oluyor, sorumlu makamlar önleyemiyor ve ben suçlanıyorum. 38 yıllık bir gazeteci olarak bu fiille suçlandığım için utanç duyuyorum.

İddianame ve mütalaa yazmanın sadece "iddia" ortaya atmak olarak anlaşıldığını görüyorum. Bundan dolayı üzüntü duyuyorum.

Nuriye Akman: Kendimi savunmalarımda yeterince ifade ettiğimi düşünüyorum. beraatimi ve adli kontrolün kaldırılmasını talep ediyorum.

Şahin Alpay: Bugüne kadarki savunmalarımın arkasındayım. 35 yıllık gazetecilik hayatıma bütün kamuoyu tanık. Benim herhangi bir terör örgütüne üye olmam mümkün değildir. Bu yüzden beraatime karar vereceğinize inanıyorum.

Son sözler tamamlandı. Mahkeme kararını açıkladı. 

"Silahlı terör örgütü üyeliği" gerekçesiyle Mümtazer Türköne ve Mustafa Ünal, 10,5 yıl hapis; Şahin Alpay, Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan ise 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İbrahim Karayeğen'e de 9 yıl hapis cezası verildi.

Ahmet Turan Alkan, İbrahim Karayeğen tahliye kararı verildi.

Lalezar Sarıibrahimoğlu, Orhan Kemal Cengiz, İhsanDağı ve Mehmet Özdemir’in beraatine hükmedildi.

Mümtazer Türköne ve Mustafa Ünal'ın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Davada yargılanan tüm gazeteciler “anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” suçlamasından da beraat etti.