ilhan Tanir
Kas 16 2017

ABD ile Zarrab davasında yeni bir iddianame, sanık veya tanık gelebilir

ABD Federal Yargıcı Richard Berman, New York Güney Bölgesi Savcılığı’nın, savunmanın kanıtlarının sınırlı bir kısmını görmesini düzenleyen ve bu kanıtların ABD dışına sızmasını engelleyen talebini onayladı.

14 Kasım’da New York Güney Bölge Mahkemesi’nin Başsavcılık Dairesi, Jencks yasasının (diğer adıyla 3500 Material) davada yürürlüğe konmasını onaylandı.

Bu yasaya ve Gizlilik kararına göre, davadaki bu materyaller; ABD içindeki avukat, avukat yardımcıları ve savunma konseyi için çalışan müfettiş ve çevirmenler dışında kimseye göstermeyecek veya yaymayacak.”

Bu gizlilik kararında, ismi “Şahıs 1” olarak geçen birinden bahsediliyor.

Jencks yasası bu şahıs hakkında kullanılıyor. Türkiye’de medyaya, “ismi açıklanmayan ‘şahıs 1’ ile ilgili “3 bin 500 kanıt olduğu” gibi  yansıdıysa da; haberde ismi geçen “3500” aslında Jencks gizlilik yasasının kodu.

Davayı yakından takip eden Amerikalı emekli avukat Kevin Snapp, “3500 kodlu yasa” ile anlatılmak istenenin; “hükümet şahitlerinin önceki ifadeleri veya hükümetin elindeki delillerin yanı sıra, hükümet tanığını suçlamak için kullanılabilecek kanıtlar anlamına geldiğini” söyledi.

Bir başka ifade ile ortada 3 bin 500 kanıt yok. “3500 kodlu yasa” diye bir hukuki tanım var ve bu yasa, şahit veya tanıkların duruşmadaki sanık veya tanıkla ilgili söylediklerinden oluşan açıklama veya ifadeler kapsıyor.

Yargıcın aldığı bu yeni kararla, bu ifadelerin Türkiye’ye ve ABD dışındaki diğer ülkelere yayılması yasaklanmış oluyor.

Ahval’e konuşan uzmanlara göre savcılığın talep ettiği ve yargıcın da kabul ettiği bu yeni ‘gizlilik kararının’ veya ‘kısıtlılık kararının’ amacı, yeni sanığın kimliğini gizlemek de olabilir.

Ama aynı zamanda hükümet tanığının kimliğini korumak da amaçlanmış olabilir. Bunu bilmek şimdilik imkansız.

Savcılığın korumak istediği ‘şahıs 1’, yeni bir sanık da, bir şahit de olabilir.

Hatta bu şahitin Reza Zarrab olması da ihtimal dahilinde.

Ayrıca, savcılığın yeni kişi veya kişileri suçladığı, yani yeni sanık ekleyebileceği yönündeki ihtimal; Atilla’nın avukatlarının verdiği 3 Kasım tarihli mektuptaki bir notla birleştiğinde, yeni bir iddianame hazırlanabileceği yönünde spekülasyonlar da artıyor.

3 Kasım’da Reza Zarrab’ın birlikte yargılandığı sanık Mehmet Hakan Atilla’nın avukatları, Yargıç Berman’a mektup yoluyla birkaç talep iletmişti.

Bunlar dahilinde dördüncü madde olarak avukatlar şöyle yazdı:

“Hükümetin geç açıkladığı, gizli olduğu açıklanan ve davalıya gösterilmeyeceği söylenen 2 Kasım 2017 tarihli 16(d) ve üçüncü kişi veya kişileri ilgilendiren karar materyallerini tartışmak isteriz.”

2013 sonlarından beri Zarrab davasını takip eden finansal suçlar uzmanı Kenneth Rijock’a göre, Atilla’nın savunmasının bu sözleri şu anlama geliyor:

“Jüri seçimi 20 Kasım’da başlayacak. Sanık avukatı tarafından bir şey ortaya çıkarıldı: gizli bir dosyalama, hükümet tarafından gizli olarak sınıflandırılmış, ve bu sebeple ulaşılabilir olmayan, ama söylendiğine göre üçüncü bir tarafın (Atilla değil) suçlanmasını içeren bir dosya daha var. Eğer davalı (Atilla’nın avukatları) bunun bilinmesini istemeseydi, hakkında hiçbir bilgimiz olmazdı. Soru: Sanık olarak suçlanan başka birileri daha mı olacak?”

Ahval’e konuşan Rijock ve diğer iki hukukçuya göre, savcılık tarafından gizli olarak tasnif edilmiş ve mahkemeye sunulmuş ama kamuya açılmamış döküman, savcıların halihazırda suçlanmış dokuz kişinin dışında yeni kişileri içeren bir suçlamaya hazırlandığı anlamına gelebilir. Ama kesin olarak bilmek imkansız.

Halkbank Eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, Mart 2017’de JFK havaalanında yakalandı ve hakkında dava açıldı. Atilla’nın iddianamesi Zarrab’ın iddianamesiyle birleştirildi.

Atilla, İran’a yönelik ABD yaptırımlarının delinmesinde Zarrab’a yardımcı olmak ve kimi zaman da rehberlik etmekle suçlanıyor.

ABD’li savcılar, 27 Ekim’deki bir ‘memo’da ‘’İddianame söz konusu ambargo delme çarkının içinde alenen suçlanan kişilerden daha fazlasını içerdiğini ortaya koymuştur’’ ifadesinde bulunmuştu.

Bununla birlikte yargıç eski Halkbank yöneticisi Mehmet Hakan Atilla’nın avukatının Türkiye’deki tanıkların ifadelerinin ve kimliklerinin duruşmaya kadar gizli tutulması talebini kabul etmişti. Duruşmanın ertelenmesi talebini ise reddetmişti.

ABD ile Reza Zarrab, Mehmet Hakan Atilla, Zafer Çağlayan, Süleyman Aslan ve diğerleri arasındaki davanın duruşması 27 Kasım’da New York’ta görülecek. Zarrab’ın halen savcılıkla işbirliği yapıp yapmayacağı bilinmiyor. Beklenti, 2 aydır dava hazırlıklarına katılmadığı için bu yönde olsa da, kesinleşen bir durum yok.

Türkiye Çarşamba günü bu ay sonu duruşmaya çıkacak olan İran asıllı Türk işadamının durumu hakkında ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bilgi talep etti. Türk Dışişleri Bakanlığı ABD Dışişleri’ne yolladığı bir diplomatik notada, “Washington Büyükelçiliğimiz ABD’li yetkililerden Reza Zarrab’ın durumuna ilişkin basında yer alan haberlerin ardından, resmi bilgilendirme talebinde bulundu” ifadelerine yer verdi. Türkiye Dışişleri, Zarrab’ın güvende ve sağlığının iyi olduğundan emin olmak istediğini ifade etti.

Zarrab federal hapishane kayıtlarında 8 Kasım’dan bu yana serbest bırakılmış olarak görünüyor.

Zarrab’ın yeri ve durumu hakkındaki sorular, Adalet Bakanlığı’na yönlendirildi.

Adalet Bakanlığı sözcüsü Sarah Isgur ise, Zarrab’a ilişkin sorular için adres olarak Cezaevleri Federal Bürosu’nu (BOP) gösterdi.

En nihayetinde, Cezaevleri Federal Bürosu sözcüsü Nancy Ayers  topu New York Güney Bölgesi’ne attı.

Güney Bölgesi sözcüsü James Margulin ise, Ahval’e yaptığı açıklamada, Zarrab’ın “federal gözetim altında” olduğunu, başka bir şey söyleyemeyeceğini ifade etti.

Fakat Zarrab’ın ne tür bir “federal gözetim” altında olduğu bilinmiyor.