Kas 17 2017

Atilla'nın Türkiye'deki şahitlerinin mahkemede dinletilmesi tehlikede

Mart 2016’da ABD’de tutuklanan İran asıllı altın tüccarı Rıza Zarrab ve birlikte yargılanan sanıklardan olan tutuklu Mehmet Hakan Atilla'nın 27 Kasım’da başlayacak duruşmasının ön oturumları sürüyor.

Duruşmanın hâkimi Richard Berman bütün talepleri karara bağlayabilmek için 21 Kasım Salı günü bir ön duruşma daha yapılmasını istedi.

Toplam dokuz kişinin suçlandığı iddianamede Zarrab ve eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla dışında tutuklu yargılanan sanık bulunmuyor.

Rıza Zarrab ve avukatlarının 6 Eylül 2017’de yayınlanan genişletilmiş iddianameye ‘suçlamayı reddetmek’ dışında yaptıkları bir itiraz olmadığından 21 Kasım ön duruşmasında Atilla’nın avukatlarının talepleri karara bağlandı.

Davanın düşmesi talebini reddeden hâkim ayrıca Atilla’nın dava sanıklarının ayrı ayrı yargılanması talebini de kabul etmedi.

Zarrab ve avukatlarının davaya katılmaması sonrasındaki saatlerde, Amerikan NBC kanalı, ‘‘Zarrab'ın Amerikalı savcılarlar anlaşma yoluna gittiği’’ni haberleştirdi.

Atilla’nın avukatlarının Zarrab’ın telefonundan ele geçirilen kanıtların geçersiz sayılması talebi de hâkim tarafından reddedilmişti.

Banka yolsuzluğu ve kara para aklamakla da suçlanan Zarrab’ın telefonunda İran Merkez Bankası başkanına yazılmış ‘Ekonomik Cihat’a hazır olduğunu ifade ettiği iddia edilen bir e-posta bulunmuştu.

Atilla’nın avukatlarının talepleri arasında bu belgenin mahkemede kullanılmaması da vardı. Hâkim belgenin mahkemede kullanılabileceğini belirtti ama savcılığın Atilla’nın terörizm suçlamasıyla yargılanmadığını jüriye açıkça belirtmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Savcılığın elindeki ses kayıtlarının doğruluğu kanıtlanması koşuluyla da mahkemede kullanılmasına izin veren hâkim Berman, Türkçe ses kayıtlarının jüri tarafından anlaşılması açısından hem savcılığın hem de savunmanın mahkemeye uzman getirebileceklerini belirtti.

Hâkim ayrıca her iki tarafı da FETO, 15 Temmuz, Fetullah Gülen örgütlenmesi konularına açıklık getirebilecek uzman getirmeye davet etti.

Atilla lehine tanıklık yapacak olan Türk vatandaşlarının mahkemeye nasıl ifade verecekleri ise henüz bir netlik kazanmadı.

Atilla’nın avukatları Türk tanıkların ‘güvenli geçiş’ teklif edilmesi durumunda bile tutuklanma korkusuyla ABD’ye gelmeyi reddettiklerini söylüyorlar.

Savunma daha önceki duruşmalarda ifadelerin tele-konferansla alınmasını önermişti ve ifadenin yeminli alınabilmesi için ABD Büyükelçiliği’nden görevlilerin şahitlik etmesini teklif etmişti.

Savcı Michael Lockard, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yabancı bir ülke vatandaşının ifadesinin alınması için o ülkeden yazılı izin istenmesi gerektiğini belirtti ve gerekli izinlerin alınması için Türk makamlarına başvuruların yapıldığını söyledi.

Savcılık ayrıca savunmanın hiçbir Türk tanık için ‘güvenli geçiş’ talebinde bulunmadığını ifade etti.

Atilla’nın avukatları savcılığın bu iddiasını doğruladı ve Türk tanıkların Türkiye ve ABD dışında bir ülkede ifade vermelerinin önündeki engelin Türk vatandaşlarının pek çok ülkeye gidebilmek için vize alma gerekliliği olduğunu belirtti.

Teknik sorunların çözülmesi durumda bile ifadelerin hukuken nasıl alınacağı henüz açıklık kazanmış değil.

Yasal olarak Türk tanıkların ABD mahkemesinde yanlış ifade vermelerinin yaptırımı olmaması da Atilla’nın savunma avukatlarının çözmesi gereken bir diğer problem gibi görünüyor.

Savunmanın tanıkları konusundaki teknik ve hukuki problemlerin mahkemeden önce çözülememe riski, Atilla’nın savunmasının eksper ifadelerine dayanma ihtimali giderek güçlendiriyor.