Ara 10 2017

Bankalara kesilecek olası cezalar ödenmezse ne olur?

ABD'de devam eden davada sanık iken savcılıkla anlaşarak ABD medyasının deyimiyle 'yıldız tanık' olan Reza Zarrab, İran'a yaptırımlarını delerken Türk bankalarını kullandığını itiraf etti. Zarrab, kendisine Halkbank yöneticilerinin de yardımcı olduğunu ifade etti.

Zarrab davasını ekonomi dünyası da yakından takip ediyordu. Davanın sonucunda ABD tarafından Türk bankalarına ceza kesileceği görüşü hakim. Hükümet yetkilileri de benzer bir bekleyiş içerisinde ve olası bankaların ceza gibi bir yaptırım ile karşılaşması durumunda bankalara gereken desteğin sağlanacağını ifade ettiler. Nitekim Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de ABD'nin kendilerinden bir kamu bankasıyla ilgili bilgi talep ettiğini kamuoyuyla paylaştı.

Gazete Duvar'dan İlhan Uzgel, ABD yaptırımlarıyla ilgili geçmiş örnekler ve ABD yaptırımlarının tarihiyle ilgili bilgilere yer veriyor yazısında. Uzgel, kesilecek cezaları şirketlerin ödememesi gibi bir durumun da olabileceğini belirtiyor. Ancak bu pek tercih edilen bir yol olmamış.

Ceza yaptırımına maruz kalanlar, anlaşma yolunu seçerek cezayı ödemek zorunda kalmış. Çünkü verilen cezayı ödemeyerek ABD finans sisteminin dışında kalabilecek bir sonuçla yüzleşeceklerini ifade ediyor. Uzgel'in yaptırımlarla ilgili yazısının öne çıkan satırları şöyle:

Çin ve Rusya ise sözlü olarak tek taraflı yaptırımları kabul etmediklerini söyleseler de, ABD yaptırımlarına genelde uyuyorlar.

Ama İran’dan en çok petrol alan iki ülke olan Çin ve Hindistan’ın yaptırımlar karşısında nasıl davrandığına bakmak, Türkiye’nin seçeneklerinin görülmesi açısından da önem taşıyor. Öncelikle bu iki ülkenin de yaptırımların ağırlaştığı ve İran’ın çok zor durumda kaldığı 2010-2016 döneminde onun zayıflığından acımasızca yararlandığını, örneğin petrolü dünya fiyatlarının altında satın aldıklarını belirtmek gerek.

Çin, bu dönemde satın aldığı İran petrolünün parasını ülkesinde kurduğu bankaya koyarak bloke etti fakat toplam 22 milyar doları bulan bu paradan yaklaşık beş milyar doları çeşitli ödemeler bahanesiyle kendisi el koydu. Borcun bir kısmını da Çinli şirketler mal satarak ve İran’da altyapı yatırımlarına girerek ödediler.

Hindistan ise işin kolayına kaçıp Euro ve Rupi ile ödeme yaptı ve barter, yani takasa gitti. Ama petrol karşılığı ödediği malların fiyatlarını kendisi belirleyerek yüksek karlar elde etti, İran ise bu ticaretten zarar etse de sineye çekmek zorunda kaldı.

İngiliz Barclays’ın 2010’da 398 milyon dolar, Alman Commerzbank’ın 2015’te 342 milyon dolar ve Japon Bank of Tokyo’nun 2014’te 315 milyon dolar ceza ödemesi bu türden uzlaşmalı cezaların birkaç örneği yalnızca. Ama en dikkat çekici olanı Fransız BNP Paribas’ın 2014’te İran, Sudan ve Küba’ya uygulanan Amerikan yaptırımlarını ihlal etmesinden dolayı 8.9 milyar dolar gibi bir cezayı, Fransız hükümetinin adaletsiz bulmasına rağmen, anlaşarak ödemesi oldu. 2017’ye gelindiğinde artık yalnızca bankalar değil, ticari ve sanayi şirketleri de daha küçük miktarlarda ceza ödemek zorunda kaldılar.

Kuşkusuz şirketler bunu ödemeyebilirler de. Fakat bu durumda Amerikan finans sisteminin dışında kalma, yani yalnızca ABD’de iş yapamama değil dolarla işlem yapamama riski doğduğu için hiçbiri bunu göze alamıyor. Bunun temel sebebi uluslararası ticaretin ve mali işlemlerin hala büyük ölçüde dolar üzerinden yapılıyor olması ve bankacılık sistemi üzerinde ABD’nin gözetim ve denetim kapasitesinin teknolojik imkanlarla giderek artması.

Bütün bunlar Halk Bankası için ne ifade ediyor diye sorarsak, ABD ilk kez bankacılık yaptırımları sürecinde yargılamaya giderek olası tepkileri de ölçmeye çalışıyor. Konunun bu yönü ise ayrı bir yazıyı hak ediyor.