Mark Bentley
Kas 27 2017

Bankalara milyar dolarlık ceza kapıda, Türkiye ise "rahat"

Türkiye'nin bankacılık sistemi ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını ihlal etme gerekçesiyle milyonlarca dolarlık ceza alma ihtimaliyle karşı karşıyayken, hükümet olaya çok iyimser yaklaşıyor.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bakanları, olası cezaların ekonomik ve finansal etkileri hakkında uyarıda bulunmak yerine, devlet yönetimindeki Halkbank'ın ve diğer borç verenlerin İran parasını yasadışı bir şekilde transfer etmesine yönelik Birleşik Devletler'in yaptırımlara bakışını hafifletmenin yollarını arıyorlar.
 
Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, 4 Aralık'ta, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde, ABD finans sistemiyle aracılığıyla yüz milyonlarca doları aklamaya suç ortaklığı yaptığı gerekçesiyle mahkemeye çıkacak. Erdoğan hükümeti ile yakın ilişkileri olan bir İran kökenli Türk işinsanı, sanık Reza Zarrab, devletle işbirliği yapacak gibi görünüyor. Savcılar, ayrıca, Atilla'nın eski patronu Süleyman Arslan ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkında da dava açtı.
 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi Perşembe günü Zarrab'ı kastederek “Eğer itirafçı olursa ne söyleyecek? Halkbank yasadışı hiçbir şey yapmadı” dedi. Geçtiğimiz hafta, “Türk bankaları için öyle bir şey [para cezası] yok” diyen eski Merill Lynch ekonomistliği yapmış Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise “Şu ana kadar bir tek bir Türk bankası hakkında bir takım sorular yöneltilmiş durumda” diye konuştu.
 
Atilla'nın davasını görecek olan New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nin de dahil olduğu Birleşik Devletler'in, para aklamaya, özellikle de bankaların ABD'nin çıkarlarına düşman görülen rejimlere yönelik yaptırımları delmesine iyi gözle bakmadığını yakın tarih gösteriyor. Belgelere göre cezalar 235 milyon dolarla 8,9 milyar dolar arası değişiyor.
 
Ve Erdoğan, tüm hukuki zeminden yoksun olarak, davayı özellikle Türkiye'ye karşı bir komplo gibi göstermenin yolunu arasa da, gerçeklik biraz daha farklı. ABD bankaları, Pakistan, İtalya ve Britanya gibi ülkelerden borç verenleri çok büyük para cezalarına çarptırıldı.
 
2014'te Fransız bankası BNP Paribas, ABD yaptırımlarını ihlal ederek Sudan, İran ve Küba'daki müşterilerine yönelik milyarlarca dolarlık işlemi gizlemekten suçlu bulunduktan sonra 8,9 milyar dolar ödemeyi kabul etmişti. Anlaşma, bankanın Birleşik Devletler'de iş yapmasını oldukça zarara uğratan bir ceza olarak, bankanın New York'ta herhangi bir yabancı parayı dolara çevirmesini bir yıl boyunca askıya almasını da içeriyordu.
 
Türkiye'nin sürgündeki imam Fethullah Gülen ile ilişkili olmakla suçladığı eski Birleşik Devletler savcısı Preet Bharara, 2014'te, dolandırıcılık suçlamaları nedeniyle JPMorgen Chase & Co. şirketinin New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'yle 1,7 milyar dolarlık bir anlaşma yapmasına karar vermişti. ABD Bankası ayrıca Döviz ve Hazine Departmanı Muhasebe Müdürlüğü'ne toplamı 800 milyondan fazla tutan bir ceza ödemeyi de kabul etmişti.
 
2012'de, HSBC uyuşturucu paralarını Meksika dışına çıkardığı için Adalet Bakanlığı'na o zaman rekor olan 1,92 milyar dolarlık ceza ödemeyi kabul etmişti. Bu yıl Eylül ayında, New York Eyaleti Mali Hizmetler Departmanı (DFS), Pakistan'ın Habib Bankası'nden kara para aklamak ve ABD'deki tek şubesinde yaptırımlara uymamak gerekçesiyle 630 milyon dolarlık “ciddi” bir para cezası istedi. Banka, anlaşmanın bir parçası olarak şubesinin yabancı bankacılık lisansını teslim etmeyi planlıyor. 
 
Durumun hassasiyeti nedeniyle kimliğini saklamak isteyen iki finansal analizciye göre, Halkbank gibi, beş diğer Türk bankasının da suça dahil olduğu ortaya çıkabilir ve Birleşik Devletler düzenleyicileri tarafından cezalandırılabilir. Söylediklerine göre bu bankalar arasında devlete ait başka bir Türk bankası, önde gelen özel bir banka ve yabancı sermayeli küçük, halka açık bir banka da var.
 
Analistlerden birinin söylediğine göre, ABD finansal suçlar müfettişleri çoktan şüpheli işlemleri araştırmaya başlamış olabilir ve sonuçta yasadışı işlemlerle suçlanacak olan herhangi bir Türk bankasından, para cezaları belirlenmeden kendi suçlarının maddi tahminlerini yapmalarını isteyecektir. Türkiye ise Halkbank'ın ticari işlemlerinin uluslararası hukuk ile uyumlu olduğunu iddia ediyor.
 
Her ne kadar Ağustos'un sonundan beri yüzde 16'ya düşen Türkiye'nin banka endeksi, İstanbul'daki ana BIST-100 endeksinde beklenenin altında performans gösterse de olası ağır ABD cezalarının etkisi hesaplanmış görülmüyor.
 
Bununla birlikte, strese ilişkin bazı belirtiler çoktan görülmeye başlandı. Halkbank'ın hisseleri Ağustos'un sonundan beri yüzde 37 düştü. Rusya'nın Sberbank'ının sahibi olduğu Denizbank'ın hisseleriyse yüzde 28 düştü.

Hükümeti maddi yardım için araya girmek zorunda bırakabilecek olan bankaların denge bilançosundaki doğrudan finansal etkilerin yanı sıra, herhangi bir yaptırım bankaların yurtdışındaki itibarlarını zedeleyecek, yabancı fonlara erişimlerini sıkıştıracak. Bunun sonucu olarak, büyümenin yavaşladığı dönemde bankaların işletmelere ve tüketicilere borç vermelerini de etkileyecek şekilde geniş ekonomiye de darbe vuracak.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, dün yaptığı açıklamada suçlu bulunmaları durumunda kredi notunun düşebileceğini söylemesi üzerine Türk bankalarının stoklarında düşüş yaşandı.
 
Türkiye'deki Habertürk gazetesi üst düzey bankacılık kaynaklandırdığı haberinde birden fazla Türk bankası toplamda milyarlarca doları bulan cezalarla karşı karşıya olduğunu yazdı.
 
Türkiye'nin bankacılık denetçisi, haberi reddederek hakla finansal kurumlar hakkındaki söylentileri görmezden gelmeye çağırdı.