Kas 30 2017

CANLI - Zarrab: Polis müdürünü arayıp emniyet şeridini kullanma izni istedim

Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın "ABD'yi dolandırmak için kumpas kurmak", "Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası'nı delmek için kumpas kurmak", "Bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak", "Bankacılık sisteminde sahtekarlık yapmak için kumpas kurmak", "Kara para aklamak" ve "Kara para aklamak için kumpas kurmak" gerekçeleriyle 50 yıla kadar hapis ve 2 milyon dolar para cezasıyla yargılandığı davada jürili duruşma ikinci günüde görülmeye devam ediyor.

ABD'li muhabirler duruşmadan bildiriyor, Sebla Küçük'ün çevirisiyle şöyle:

Duruşma için jüri üyeleri, sanıklar, tanıklar, avukatlar, gazeteciler ve izleyiciler yerlerini aldı. Salondakiler ayağa kalktı ve oturum başladı.

Duruşmayı takip eden ABD'li muhabir: Zarrab şimdi şık bir blazer ceket ve üst düğmesi açık olan açık renk bir gömlekle oldukça şık duruyor. Artık hapishane kıyafetleri yok!

Zarrab’ın tanık olarak dinleneceği davada izleyiciler ve gazeteciler içeri alındı, duruşmalar dün kaldığı yerden başlıyor.

Reza Zarrab, salona hapishane kıyafetleriyle değil, koyu bir ceket ve açık renk gömlekle geldi.

Reza Zarrab, "Neden farklı kıyafet giyiyorsun?" sorusuna "Avukatlarım dün, sayın hakimin müsaadesiyle, farklı kıyafet giyebileceğimi söyledi. Ben de onların bana getirdiği kıyafetleri giydim." yanıtı verdi.

Soru: Neden FBI'nin gözetimine geçirildin?

Zarrab: Güvenlik gerekçesiyle. Gözaltı merkezinde tehdit edildim.

Zarrab tekrar tahtaya çıkıyor. Jüriye şema çizerek işlemleri anlatacak yine.

17:55 Sarraf yapılan işlemleri yine şema çizerek anlatmaya başlıyor.

17:58 Sarraf'a, Onur Kaya ile yaptığı bir telefon görüşmesinin tapesiyle ilgili sorular soruluyor. (Not: Onur Kaya, Zafer Çağlayan'ın özel kalem müdürüydü).

18.00 Sarraf: Zafer Çağlayan ve İranlılar arasında birçok toplantı yapıldı. Bu toplantılara ben de katıldım.

18:03 Söz edilen tapede, Onur Kaya ve Sarraf, Zafer Çağlayan'dan söz ediyor. Sarraf, "İran heyetiyle Zafer Çağlayan'ın katılacağı bir toplantı ayarlayacaktık." dedi. Çağlayan ve NIOC, Petrol Bakanlığı ve Sermayeh Bankası yetkililerinin katıldığı toplantılar düzenlediklerini söyledi.

18:05 Sarraf ile dönemin İstanbul trafik müdürü arasında gerçekleşen bir telefon görüşmesinden söz ediliyor. Sarraf bir toplantıya geç kaldığı için, acil durum şeridini/emniyet şeridini kullanma izni istediğini söylüyor.

18:07 Sarraf, Halkbank yetkilileriyle İranlılar arasında gerçekleşen bir toplantıyı anlatıyor.

18:10 Sanık Hakan Atilla'nın ismi bu noktada tekrar geçmeye başlıyor. Sarraf, Hindistan'a yapılan ham petrol satışlarından biriken paranın nasıl aktarılacağını görüştüklerini söylüyor. "İranlılar baskı yaptı ve Halkbank'tan uluslararası ödemeleri yapmalarına olanak verilmesini istedi" diyor.

18:12 Sarraf yine şema çiziyor. "İlk olarak NIOC'a ait paranın Hindistan'dan, Halkbank'taki NIOC hesabına getirilmesi gerekiyordu." Ardından İran'ın talebi geldi. "NIOC, Halkbank'ın uluslararası ödemelere doğrudan aracılık etmesini istiyordu."

18:13 Peki para Hindistan'dan Halkbank'a nasıl getirilecekti? Hindistanlı şirket, Halkbank'ta hesap açacaktı. Hindistan'da ham petrolü alan şirket, parayı doğrudan Halkbank'taki hesaba yatıracaktı. Paralar başka bir Türk bankasına geçirilecekti. Sarraf da parayı bu bankadan alacaktı.

18:15 Sarraf bu ikinci bankadan parayı, altın karşılığında alacağını, sonra bunları nakde çevirip uluslararası ödemeleri yapacağını söyledi.

18:16 Sarraf, Süleyman Aslan'ın bu anlaşmayı kabul ettiğini ancak bir koşulu olduğunu belirtiyor. Buna göre, "Halkbank'ta Hint şirket adına açılan hesap medya tarafından öğrenilirse, anlaşma çöpe gidecekti."

18.18 Toplantıda konuşulan diğer bir konu da, Halkbank'ın, İran'ın uluslararası ödemeleri doğrudan yapması için düzenlemeleri esnetmesi.

18:20 Sarraf, Bijan Alipour'dan gelen bu talebin, Süleyman Aslan tarafından reddedildiği bunun mümkün olmadığını söyledi.

Sarraf: Aslan, İran adına uluslararası ödemelerde aracılık yapamayacaklarını, ancak mevcut sistem üzerinden ödemeleri yapmaya devam edebileceklerini söyledi. "Mevcut sistem" dediği bendim.

18.24 Swiss Otel'de düzenlenen toplantıya katılan kişilere ait kartvizitler gösteriliyor. İsimler arasında Kadri Kaleli geçiyor. Ayrıca Aslan ve Atilla da katılmış.

18.26 Ekim 2012'de Sarraf ile Arab Türk yetkilisi Özgür Eker arasında geçen bir telefon görüşmesinden söz ediliyor.

18.28 Sarraf, Eker ile Hindistan'dan Türkiye'ye para aktarma meselesini konuştuklarını söylüyor.

Paranın Halkbank'tan Arab Türk Bankası'na (A&T Bank) aktarılmasına karar veriyorlar.

18.29 "Para bu bankaya gidecek, oradan sana gelecek, senden de bana gelecek."

Sarraf şu ifadeyi tekrarlıyor: Hindistan'dan paralar Halkbank'a; Halkbank'tan da Arap Türk Bankası'na gönderiliyor. Buradan da Sarraf'ın hesabına aktarılıyor, altına çevriliyor ve ticarette kullanılıyor.

18.30 Savcı'nın 'Peki neden farklı bankaya transfer yapılıyor?' sorusuna Sarraf, "Araya başka bir banka sokarak, paranın kaynağını gizlemek için" yanıtını verdi.

18.31 Sarraf, paranın geldiği ülkeler arasında İtalya ve Hindistan'ı saydı ve "Karmaşık" dedi.

18.33 Sarraf, "Para Hindistan'dan Halkbank'taki hesaba geçince, Halkbank bunu Türk lirasına çeviriyor. Çünkü Arap Türk Bankası'na Türk lirası cinsinden yatırılıyor ve uluslararası bir muhabir banka üzerinden gönderilmiyor. Bu yüzden uluslararası filtreler takılmazdı, dikkat çekmezdi" dedi.

18.35 Sarraf, "Para Türk lirası cinsinden olduğu için EFT olarak gönderiliyordu. Böylece Halkbank, "Bizi ilgilendirmez, istediğiniz kişiye parayı göndeririz" diyebiliyordu. Çünkü uluslararası bankacılık düzenlemeleri konusunda bir kaygıları yoktu" ifadelerini kullandı.

18.36 Sarraf, parayı dolar olarak göndermeleri durumunda paranın ABD bankacılık sistemlerinden geçmek zorunda kalacağını anlatıyor. Avro kullandıkları zaman da Avrupa bankacılık sistemine takılacaktı. Ama TL olduğu için Türkiye'de kalıyordu ve dikkat çekmiyordu.

18.38 Sarraf, Arap Türk Bankası'ndan bu sistem için onay aldıktan sonra, Süleyman Aslan'a gidip bankanın sistemi kabul ettiğini aktardığını söyledi.

18.45 Süleyman Aslan'ın çok büyük bir risk aldığını, içinin rahat olmadığını söylediğini iddia eden Sarraf, "Aslan bir şekilde geleceğini garanti altına almak istiyordu" dedi.

18.47 Sarraf, "Aslan'a sürekli uyarı geliyordu. Amerika'dan, ABD'nin İran'la ilgili işlemlerden duyduğu kaygılarla ilgili uyarılardı." dedi.

Sarraf, "Aslan, para istiyordu." dedi. Aslan'a rüşvet verebilmek için Zafer Çağlayan'dan onay alması gerektiğini iddia etti.

18.48 Sarraf, Aslan'ın "içim rahat değil" demesini "para istiyor" şeklinde yorumladığını ve bankadan çıkıp "sağ kolu" Abdullah Happani'yi aradığını ifade etti.

18.49 Sarraf, "Tıpkı Zafer Çağlayan gibi bu da para istiyor diyorum", 'Bu' diyerek, Süleyman Aslan'ı kastediyor.

18.56 Sarraf, sağ kolu olan Abdullah Happani ile ilişkili olan Zafer Çağlayan'ın Süleyman Aslan'a para ödenmesi konusunda endişeli olduğunu iddia etti.

18.57 Sarraf, Çağlayan'ın zaman zaman, şirketine ait hesap ekstrelerini bizzat kontrol ettiğini iddia etti. Sarraf, "Çağlayan'ın bilgisi olmadan hiçbir şey yapmayacaktım. Zaten biz de Çağlayan'dan hiçbir şeyi gizlemedik. Onun bilgisi dışında hiçbir şey yapmadık" dedi.

18.59 Sarraf, savcının "O zamanlar Başbakan kimdi?" sorusuna, "Recep Tayyip Erdoğan" yanıtını verdi. (Savcının, siyasi arka plan hakkında jüriyi bilgilendirmek için bu soruyu sorduğu tahmin ediliyor.)

19:00 Ziraat Bankası ve Vakıfbank'ın da bu işlere dahil olmak istediğini iddia etti.

19.07 Hindistan konusuna yeniden dönülüyor. Arap Türk Bankası'ndan Özgür Eker, konunun çözülüp çözülmediğini soruyor. Sarraf, çözüldüğünü söyledi.

19.12 Sistemin bir de ters versiyonu olduğunu söyleyen Sarraf,"Paralar Arap Türk Bankası'na Euro cinsinden yatırılıyor, ardından TL cinsinden Halkbank'a yatırılıyor" dedi.

19.13 Sarraf, Süleyman Aslan'ın söylediği iddia edilen "El eli yıkar, iki el de yüzü" sözünü açıkladı.

Süleyman Aslan, Halkbank'tan Arap Türk Bankası'na para göndererek onlara yardım ettiğimizi, buna karşılık, o bankanın da bize yardım etmesi gerektiğini kastediyor.

19.16 Sarraf, "Sayın Başbakan bu ticaretin başlatılması için onay ve talimat verdi" dedi.

19.19 Sarraf, "Demek istediğim, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine Bakanı bu ticareti yapmaya karar vermişti" dedi.

19.21 Dönemin başbakanı Erdoğan (ve Babacan) Ziraat Bankası ve Vakıfbank'ın bu işe başlaması için talimat vermişti.

Sarraf, "Ziraat'ın New York'ta bir şubesi olduğunu ve bunun yaptırımları ihlal edeceğini" söylediğini iddia etti.

19.22 Duruşmaya 5 dakika ara verildi.

19.46 Duruşmaya verilen aranın ardından devam ediliyor.

19.48 Zarrab, Süleyman Aslan ve Halkbank ile olan ilişkilerinden ve İran'ın doğrudan ödeme yapma talebinden bahsediyor ifadelerinde...

19.49 Zarrab, İranlıların bankaları, ödemeleri doğrudan yapma konusunda ikna ederek kendisini aradan çıkarmasından endişeleniyordu. Böyle bir şeyin olmaması için de Süleyman Aslan ile birlikte çalıştığını belirtiyor Reza Zarrab...

19.50 Zarrab, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adını birkaç kez anarak sistemi onayladığını ima etti. Ancak bu bilgiyi, başkalarından duyduğu izlenimi veriyor. Dayanaksız bir ifade gibi görünüyor. Savunma buna itiraz edebilirdi ancak ifadenin savunma makamıyla ilgisi yok. (Pete Brush)

 

 

19.51 Zarrab telefon tapeleriyle ilgili konuşuyor. 'Tapeler, konuşmalarımı doğru yansıtıyor’ dedi.

19.53 Zarrab: Şemada gösterdiğim Sermayeh Bank gibi birçok İran bankasının da Halkbank'ta hesapları var.

19.54 Erdoğan'ın onay vermesi konusunda açıklama yapan Zarrab, bunu Zafer Çağlayan'dan öğrendiğini belirtiyor.

Zarrab: Süleyman Aslan'a rüşvet vermek, Zafer Çağlayan'a rüşvet vermekten daha önemliydi çünkü asıl kapı bekçisi Halkbank Genel Müdürü Aslan'dı.

Zarrab, işlemlerde aradan çıkarılmaktan endişelendiğini anlatıyor.

Zarrab: İranlıların verdiği uluslararası para transferi talimatlarını ben yerine getiriyordum ve İranlılar bunu doğrudan Halkbank'ın yapmasını istiyordu. Halkbank buna razı gelirse, ben ekarte edilecektim.

Zarrab'ın şirketine ait bir iç muhasebe kaydı gösteriliyor. Belgede İran ticaretiyle ilgili ödenen ve alınan paralar gösteriliyor. Görünüşe göre yaptırımları atlatmak sanıldığı kadar karlı bir iş değilmiş, zira kârın %50'si Zafer Çağlayan'a gitmiş. (Katie Zavadski)

Zarrab'ın Çağlayan'a gönderdiği belirtilen paranın belgesi mahkemede gösteriliyor

Zarrab, iç muhasebe kalemlerini açıklıyor. Ödemelerden biri bir kol saati için yapılmış. Bağlamı verilmiyor. Zarrab birçok kol saati aldığını söylüyor. Başka bir ödemede, 2 milyon Euro'luk tutarın karşısında "nakit" ifadesi ve Süleyman Aslan'ın isminin baş harfleri var.

Zarrab, çok fazla rüşvet ödediğini, kimi zaman ödemeyi yanlış kişilere veya yanlış tutarlarda yaptıklarını söylüyor.

Reza Zarrab'ın muhasebe kayıtları inceleniyor: Yapılan ödemelerden birinin kaydına göre, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan adına yapılan bir ödemenin meblağı 2 milyon Avro olarak kaydedilmiş.

Zarrab, sanık Atilla'ya "kesinlikle" rüşvet vermediğini söylüyor. "Zaten ekonomi bakanına rüşvet ödüyordum. Halkbank'ta diğer kişilere ödeme yapmama gerek yoktu" diyor. Zarrab, Atilla'nın rüşvet talep etmediğini de ekliyor.

Zarrab'ın, İran paralarının Türkiye'ye getirilmesi konusunda Halkbank'ta katıldığı toplantıdan bahsediyor. Soru: Halkbank'ta kurduğun sistemleri diğer ülkelerde de kurmaya çalıştın mı? Zarrab: Evet, denedik. Soru: Başka hangi ülkede? Zarrab: Örneğin Çin'de...

Zarrab'ın çalışanı Rüçhan Bayar'ın gönderdiği bir e-posta değerlendiriliyor. Eylül 2012'de gönderilmiş. Türkiye'deki sistemin Çin'de de kurulması için Zarrab'a sunulan bir bilgi raporu veya özet. Atilla'nın avukatı bunun "dayanaksız ve şayia olduğu" gerekçesiyle itiraz ediyor.

Zarrab, eski Bakan Zafer Çağlayan'a yaptığı ödemelerden birinin "kol saati" olarak sunulduğunu anlatıyor. 2013'te gündeme gelen malum kol saati olup olmadığı konusunda bir açıklama yapmıyor. (Bakan Çağlayan'a çok sayıda saat verdiğini söyledi)

Zarrab, raporda, aynı sistemi Çin'de de kurmak için şirket kurma fikrinden bahsedildiğini söylüyor. Soru: Çin'de hiç şirket kurdun mu? Zarrab: Evet.

Zarrab, bankaların, yaptığı işlemlerin İran'la ilgili olduğunu fark ederek kendisinin Çin pazarına girmesini engellediğini söylüyor. Soru: Çin'de işlerin durdurulana kadar ne kadar süre faaliyet yürüttün? Zarrab: Birkaç ay.

Duruşmaya öğle arası verildi. Duruşma, Reza Zarrab'ın anlatımlarıyla TSİ 22:00'da devam edecek.

Jüri üyeleri yerlerini aldı. Duruşmaya başlandı. Savcı, Reza Zarrab'a Çin'le ilgili işlemlere ilişkin sorular yöneltiyor.

Duruşmada bir e-postadan bahsediliyor. Zarrab'ın Çin'de kurduğu şirket ve Çin'deki bankalara yazdığı bir mektup taslağı hakkında konuşuluyor.

Savcı: E-postadaki metin, Çin'de yaptığın işlerle mi ilgili? Zarrab: Evet, İran'ın ticaretiyle ilgili.

Zarrab, Çin'deki işlemlerin Türkiye'den daha sıkıntılı olduğunu çünkü İran'la ilgili işlemler konusunda Çinlilerin gergin olduğunu söylüyor.

Zarrab, İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu ile irtibat kurduğunu söylüyor.

Zarrab, dönemin içişleri bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'den yardım istediğini söylüyor. Barış Güler, o dönem Zarrab'ın şirketinde danışmanlık yapıyordu.

Zarrab, Barış Güler ile bire bir görüşmeler yaptığını, telefonda konuştuğunu ve Whatsapp üzerinden mesajlaştığını söylüyor.

Zarrab ile Rüçhan Bayar (Muammer Güler'in akrabası) arasındaki bir telefon görüşmesine ait tapeden söz ediliyor.

Zarrab: İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'le şahsen tanışıyorduk, telefonla ve whatsapp üzerinden görüştük

Reza Zarrab: Muammer Güler'e benim için Çin'deki bankalara referans mektubu yazdırması için Barış Güler'e 100 bin dolar verdim

Reza Zarrab, Halkbank muadili Çinli yetkililere 'rüşvet vermeden', Çin'de İran işlemlerinin altından kalkamayacakları sonucuna vardıklarını açıkladı.

Zarrab'ın aktardığına göre Rüçhan Bayar kendisine, Çin bankasında irtibat kurdukları kişinin, "Halkbank'ta yaptıkları işin aynısını Çin'de yapmalarına kesinlikle izin vermeyeceğini" söylemiş.

Zarrab'a ait Royal Maritime şirketinin işlemlerini anlatan bir belge inceleniyor.

Zarrab: Elimize ulaşan para tutarına eşdeğer miktarda altın ihracatı yapmamız gerekiyordu. İsterseniz şema üzerinde gösterebilirim. Hakim, şema önerisini reddediyor.

Hakan Atilla'nın avukatı Cathy Fleming, "şayia ve dayanaksız" olduğu gerekçesiyle ifadeye itiraz ediyor.

Hakan Atilla'nın avukatı Fleming, bağlantılar ve belgelerin doğrulanması konusunda itirazlar yöneltiyor.

Yeni bir tape kanıt olarak sunuluyor. Atilla'nın avukatı tüm bu tapelerin kanıt olarak kabul edilmesine itiraz ediyor.

Delil olarak sunulan tapede Zarrab ile Levent Balkan arasındaki bir görüşmeyi içeriyor. Görüşmede HSBC bankasındaki bir işlemden bahsediliyor.

Soru: Süleyman Aslan'la Whatsapp üzerinden neleri konuşuyordunuz? Zarrab: Genel olarak, hassas konuları, özel konuları ve önemli konuları WhatsApp üzerinden konuşuyorduk.

Süleyman Aslan'ın Zarrab'ı, altın ticaretiyle ilgili yaptırımlarda yapılan değişiklikler konusunda bilgilendirdiğinden bahsediliyor.

Savcı, WhatsApp yazışmalarını kanıt dosyasına eklemek istiyor. Atilla'nın avukatı itiraz ediyor ve "sidebar" talep ediyor. (sidebar: avukatların itirazlarını hakimle, jürinin duyamayacağı şekilde konuştuğu alan. yargıç kürsüsü önünde bulunuyor.)

Hakan Atilla'nın avukatı Fleming, Yargıç Berman ile özel olarak konuşacağı için duruşmaya 5 dakika ara verilecek.