ilhan Tanir
Ara 05 2017

Halkbank 17 Aralık sonrasında da yeni yetkilileriyle Zarrab işbirliğini sürdürmüş


NEW YORK- Haftanın ilk gününde Reza Zarrab bir kez daha açıklamaları ile gündemi değiştirdi. Zarrab ilk kez 17 Aralık 2013’de tutuklanıp, hapisten çıktıktan sonra da Halkbank ile İran ambargosunun delmesi mekanizmasına devam ettiğini açıkladı. Hatta Zarrab, bu mekanizmanın kendisinin 2016 yılının Mart ayında Miami’de yakalanıncaya kadar da sürdüğünü söyledi. 

Savcı Sidhardha Kamaraju, pazartesi günün sonuna yaklaşan sıralarda soruları ile Zarrab’tan çok Halkbank üzerine gidiyor göründü. 17 Aralık 2013 öncesi ve sonrasında pozisyonlarından ayrılan üst düzey yetkilileri teker teker saydı ve bu isimlerin görevlerinden ayrılmalarına rağmen Zarrab’ın İran ambargosunu delici işlemlerine devam ettiğini Zarrab’ın tanıklığı ve bazı banka belgeleri göstererek, Halkbank’ın kişi olarak değil kurumsal olarak bu İran ambargolarını delme mekanizmasının içinde göründüğünü anlattı. 

New York’taki mahkemede böylece ilk kez dünya gibi Türkiye kamuoyu da 17 Aralık sonrasındaki gelişmeleri ilk kez duydu ve o süreçte dahi Zarrab’ın İran ambargosunu delmeye devam ettiğini öğrenmiş oldu. 

Savcı 17 Aralık 2013 öncesi görevde bulunan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, uluslarararası bankacılıktan sorumlu Levent Balkan ve yine bir başka üst düzey yönetici olan Hakan Aydoğan’ın görevlerinden ayrıldığını ve yerlerine Halkbank genel müdürü olan Ali Furat Taşkesenlioğlu’nun ve diğer üst düzey yetkililerin atandığını Zarrab’a sorduğu sorularla ortaya koydu. 

Bunun yanısıra bu üst düzey yetkililer 17 Aralık sonrası görevlerinden ayrılırken Mehmet Hakan Atilla’nın görevinde kaldığı hatırlatıldı ve böylece Atilla’nın hem 2013 öncesinde hem de sonrasında kilit bir rol oynadığını imajını pekiştirmeye çalıştılar.

Bir başka deyişle 17 Aralık ile sonraki dönemi bağlayan ve İran ticareti içinde olan ender yetkililerden birinin Halkbanlı Mehmet Hakan Atilla olduğu ortaya çıkmış oldu. Atilla’nın 17 Aralık döneminde tutuklanmaması muhtemelen görevinde devam etmesine yol açtı.

Zarrab, savcının sorusuna cevap olarak İran ile altın ‘’ticaretini’’ 2012 yılının başlarında başladığını ve 2016 yılındaki Miami ziyaretinde tutuklanıncaya kadar sürdürdüğünü vurguladı. 

Süleyman Aslan istifa ettikten sonra bankanın başına gelen A.F. Taşkesenlioğlu’nun kendisinden rüşvet istemediğini ve kendisinin Taşkesenlioğlu’na rüşvet teklif etmediğini söyleyen Zarrab, 2014 başında altın ve hayali gida ticareti yapmak için kendisinin daha önce çalışmadığı İran şirketleri bularak, bankaya öyle gelmesi gerektiğini Atilla’nın söylediğini vurguladı. 

Bu da yine Halkbank’ın kurumsal kimliği ile Zarrab’ın İran işlerinin devam etmesine yol açtığını gösteriyor. Yeni Halkbank genel müdürü rüşvet almadığına göre, bu dönemde Zarrab’ın yaptığı altın ticaretinden dolayı Aslan’a verdiği payı kime gittiği bilinmiyor. 

Pazartesi günü birçok tape dinletildi. Zarrab’ın Aslan ile yaptığı WhatsApp görüşmelerinden de sorular soruldu kendisine. Zarrab uzunca ve detaylı şekilde İran’ın Halkbank’taki paralarını çıkarabilmek için işlettiği çarkı anlatmaya devam etti. Günün sonuna doğru savcı 2012’den başlatarak Zarrab’ın tapelerini dinletmeye başladı. 

Atilla’nın Savunması mahkemeye başvurarak, Zarrab’ın Eylül ayındaki telefon konuşmalardan birinde ‘’azaltılmış ceza almak veya cezanı kaldırmayı istiyorsan yalan söylemenin gerekliliğinden’’ bahsettiği görülüyor.