Ara 25 2017

Komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ın 'basur'u, Zarrab'ın 'rüşveti...'

 

Reza Zarrab'ın tanık, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın ise sanık olarak yargılandığı davanın duruşma aşaması bitti ve jürinin karar vermesi bekleniyor. 

Kasım sonundan beri devam eden dava rüşvet, hırsızlık, yalan, dolandırıcılık ve İran'a yönelik ambargonun delinmesi için kurulan şema itiraflarıyla geçti. 

Sanık olan Zarrab tanık sıfatıyla tabiri caizse "herkesi ele verdi," kirli defterleri bir bir ortaya döktü. Türkiye'nin eski bakanlarını da bu rüşvet halkasının içinde saydı. Halkbank Genel Müdür Süleyman Aslan'ın şemadaki kilit rolünü çizdiği tablolarla anlattı. 

Türkiyeli gazeteciler de salonda tam 18 gün boyunca Zarrab ve Atilla'nın yanısıra sonlara doğru Gülenci komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz'ı dinledi. Türkiye'de cezaevinde yattığı dönemde 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında herhangi bir rolünün bulunmadığını iddia eden Korkmaz, New York'taki mahkeme salonunda tam bir "aslan" kesilmiş, polis tarafından düzenlenen tüm operasyonu yöneten kişi olduğunu iddia etmişti. 

Kendi ifadesiyle 17 Aralık fezlekelerini "çalarak" ABD'ye getirmiş, FBI'dan 50 bin dolar almıştı. Mahkeme salonunda siyasi nutuklar atıyordu. 

Sözcü Gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı da o duruşmaları takip edenler arasındaydı.

Gürcanlı tüm bu süreci "mide bulandırıcı" olarak tanımlıyor. Rüşvet, hırsızlık ve dolandırıcılık ifşaatlarının havada uçuştuğu bir ortamda hem yapılanlardan hem de orada bulunanlardan utandığını anlatıyor Gürcanlı. 

"Reza Zarrab kürsüye “işbirlikçi tanık” olarak çıkıp da, Türkiye’nin Bakanlar Kurulu üyelerine nasıl rüşvet dağıttığını anlatırken, kendimi çoğu zaman yere bakarken buldum. Bir Türk vatandaşı olarak utandım, Türkiye’nin seçilmiş, üst düzey yöneticileri hakkında New York’ta bir mahkeme salonunda böylesine suçlamalar duymaktan…" diyor açıkça.

Hüseyin Korkmaz'ı dinlerken midesinin bulandığını ifade eden Gürcanlı şöyle devam ediyor:


"Arkasında Amerikan bayrağı bulunan ifade kürsüsünde siyasi nutuklar attı Hüseyin Korkmaz… Polis akademisini “3’üncülükle bitirdiğini” söyleyerek övündü uzun uzun.
Atilla’nın avukatı Todd Harrison tam da bu aşamada “FETÖ'cüler akademide soruları çalıyordu doğru mu diye sorduğunda, 'Aferin' dedim içimden, iyi çalışmış dersine."

Gürcanlı, 17 Aralık sonrası Korkmaz'ın tayin belgesi tebliğ edilemesin diye doktordan rapor aldığını anlattığı bölümde, avukatların çapraz sorguda Korkmaz'ı raporla ilgili sıkıştırması neticesinde Korkmaz'ın, 'Gerçekten de hastaydım, basurum zuhur etti' deme anının kendisine kahkahalar attırdığını aktarıyor.

Çevirmenin basuru çeviremediğini ve İngilizce telaffuzla 'beğ-sur' dediğini ve Türkiyeli gazetecilerin gülmekten katılırken, yabancı gazetecilerin kelimenin ne anlama geldiğini bulmaya çalıştığını anlatıyor Gürcanlı. 

Savunma avukatları ile Yargıç Richard Berman arasındaki polemikleri de aktaran Gürcanlı, dava sonunda, Zarrab'ın rüşvet itirafları ile Korkmaz'ın övünerek belgeleri çaldığını anlatması ve siyasi nutuk atmasının kendisinde bulantı hissine neden olduğunu belirterek yazısını tamamlıyor ve ekliyor:

"Zarrab'ı da onun işbirlikçilerini de Türkiye'de Türk mahkemeleri yargılamalıydı. ABD mahkemesi değil."

 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz