Ara 02 2017

'Reza görevini başarıyla yaptı!'


  
Türk siyaseti ve ekonomisinin can damarı haline New York’taki Reza Zarrab davası Türkiye’nin çıkarları açısından da sorgulanmaya muhtaç.

Türkiye, İran’dan aldığı gaz ile petrolün karşılığında bu ülkeye gıda ve ilaç satma imkanı vardı. Böyle bir ticaret ambargo kapsamında değildi.

Ayrıca böyle bir ticarette İran’ın Halkbank’ta uzun süre kalacak dövizleri Türk bankacılık sistemi açısından da avantaj sağlayıp çifte bir kazanç getirecekti. Ancak bunun yerine Reza Zarrab’ın ABD mahkemelerinde açıkladığı gibi para Türk ekonomisine katmadeğer oluşturmadan Türkiye dışına çıkartıldı.

Aslında olayın en büyük kazananı ne Türkiye, ne rüşvet aldığı iddia edilen politikacılar ne de Reza Zarrab oldu. Bu çelişkiyi gündeme getiriyor Hürriyet yazarı Uğur Gürse de… ‘Zarrab görevini tamamlarken’ geride kalan bilançoyu değerlendiren Gürses, ‘Görevi neydi? Ne için yaptığı açık, biliniyor; İran’a dönük ambargoyu aşarak, İran’ın ticaretten elde ettiği parasal kaynaklarına ulaşmasını sağlamak.

Yani İran’ın milli meselesi için “ne gerekiyorsa” yapmış’ diyor. Gürses’e göre bu yargılamada Türkiye için en büyük risk, Zarrab’ın kısıtlamaları delen para transferi işlemlerinin kişisel bir rüşvet olayının ötesinde “kurumsal bir çerçeve” içinde yapıldığı yönünde bir tabloya ulaşması. Bu nokta için ‘Umarım gelinmez’ diyen Gürses sürdürüyor: 

‘İran’ın milli meselesi için çalışan ve o görev açısından başarılı olduğu da gözlenen Zarrab, misyonunu bitirmiş olarak itirafçılıkla bu mekanizmanın içinden az bir ceza ile kurtaracak görünüyor. Ancak bu görevin hedefine ulaşırken, çukura sürüklediği kurumların karşılaşacağı potansiyel bedellerini ise umarım tüm toplum olarak ödemeyiz. Hindistan ve Çin’in yapmadığı ya da girmediği bu çarka neden dahil olduğumuz sorusu ise zihnimizde asılı kalmaya devam edecek.’