ilhan Tanir
Ara 02 2017

Savcılar ağırdan da olsa Atilla'ya karşı davayı inşa ediyor

NEW YORK- Asıl duruşmaların başladığı ilk hafta bitti. 28 Kasım tarihinde Hakan Atilla’nın savunmasının başlattığı argümanlardan sonraki üç gün Reza Zarrab sahneyi aldı.

Zarrab, tanık sandalyesinde karşısında oturan jürilere oynamaya devam etti. Uslu çocuk, söz dinleyen ve saygılı hareketleri ile ‘pişman’ olduğunu jürileri göstermek ve ABD çıkarları için tüm doğruluğu ile itirafçılık yapan bir kişi kimliğini ve imajını sırtlanmaya çalıştı.

Cuma günü Zarrab, 2013 yılının ortasında yasaklanan altın ticaretinin ardından ‘hayali’ gıda ihracatının inceliklerini anlattı.

Yine Halkbank ve zamanın genel müdürü Süleyman Aslan en çok konuşulan kurum ve isim oldular. Süleyman Aslan ve Mehmet Hakan Atilla ile Zarrab’ın tapeleri dinletildi. 

2013’ün ortasından önce Halkbank’taki İran paralarını bankadan çekerek altınlaştıran Zarrab, 2013’ün ortasından itibaren ABD’nin yasaklarının gelmesi ile altın yerine bu kez Dubai üzerinden gıda gönderiyormuş gibi yaparak, Halkbank’taki paraları oynattığını anlattı. 

Bütün bu ‘sahte’ belgelerle ‘para aklama’ yani İran’ın Türkiye’den çıkıp İran’a dönmesi yasak olan parayı hayali ihracatla gitmesini sağlayan çarkın döndüğü merkez ise yine Halkbank olarak gösterildi.

Halkbank, bütün İran ambargolarını delme çarkının merkezinde olmakla itham edilirken Hindistan’dan gelen paraların da aklanmasına yol açtığı, hatta Çin ve Japonya’da takılan İran’ın enerji paralarının da aklanmasına yine ‘müsait’ olduğu ama o ülkelerdeki bankaların bu paraların İran adına aklanmak üzere bir mekanizmanın oluşturulduğunu anladıkları anda geri çekildiklerini de yine hem mahkeme başkanı hem de savcının ısrarlı soruları ile öğrendik. 

Perşembe günü Mehmet Hakan Atilla’nın kendisinden rüşvet istemediğini ve kendisinin de hiçbir zaman Atilla’ya rüşvet vermediğini Zarrab’ın teyit etmesi, Atilla kanadı için iyi haberlerdi. 

Cuma günü ise bu durumda bir değişiklik oldu. Hayali gıda ihracatı ile Dubai’den İran’a hazırlanan sahte dökümanların Halkbank müdürü Süleyman Aslan’ın koordinesi ve talimatı ile ve Mehmet Hakan Atilla’nın da takibi ve bilgisi içinde olduğu hem tapeler hem de Zarrab’a sorulan sorularla ortaya çıkar gibi oldu. Evet, Atilla ‘operasyonun’ başında değildi ama tapelere ve Zarrab’a göre olanların içinde ve bir parçası idi.

İlk etapta bu hayali gıda ihracatını anlamayan ve hatta ‘taş koyan’ Atilla’nın zamanla duruma uyum sağladığı, Zarrab’a tavsiyeler verdiği ve nihayet Amerikan ambargosundaki bir ‘açığı’ bularak, İranlıların petrol geliri ile değil de gaz gelirleri ile altın alarak paralarını Halkbank’tan çıkarmaya devam edebileceğini dahi ‘keşfeden’ isim olarak Atilla işaret edildi. 

Cuma günü ifadeleri ile birlikte 2013 öncesi altın ve 2013 sonrası hayali gıda ihracatı ile savcılar bir dava inşa etmeye ve Atilla’yı bu davanın içine yerleştirmeye başladıkları izlenimi doğdu. Şimdilik 3 gündür hafiften belirlemeye başlayan bu senaryoya göre, Atilla bu çarkın lideri değil ama bir oyuncusu resmi çizilmeye başlar gibiydi.

Zarrab Cuma günü bir kez daha tahtaya kalkarak bu kez bu hayali gıda ihracatını ve arada İran izini Finansbank katarak silmeye çalıştıklarını da anlattı. Halkbank’ın içinde kurulduğu Zarrab tarafından iddia edilen ‘çark’ ın hayallerdekinden daha çaplı ve geniş kurulduğu ve Halkbank’ın üstünde yoğunlaşan kesif bulutun ağırlaşabileceği endişesi artıyor.

Dava pazartesi günü devam edecek. Zarrab’ın daha tam olarak ne kadar konuşacağı bilinmiyor. Savcıların oldukça yavaş ve tekrarla sordukları sorular ve savunmanın da Zarrab’ı çapraz sorgu altına alacağı düşünüldüğünde, davanın sorgu bölümünün bir süre daha devam etmesi bekleniyor.

Bu esnada Zarrab’ın İran tarafındaki ‘sırları’ ne kadar anlatacağı, Babek Zencani ile olan ortaklıklarını ne şekilde tasvir edeceği, işin İran Devrimci Muhafızlarına nasıl dokunacağı gibi kritik sorular cevap bekliyor.

Halen bu davanın nereye gidebileceğini tahmin etmek güç. Savcıların insiyatifi ve Zarrab’ın cevaplarını izlemeye devam.