Ara 04 2017

WP: Bu dava Erdoğan’a içeride zarar vermeyecektir

 

New York’ta devam etmekte olan, 19 Mart 2016’da "İran'a yönelik yaptırımların yasa dışı yollarla delinmesi" suçlamasıyla ABD’de tutuklanan İran asıllı Türk iş adamı Reza Zarrab’ın kilit tanık olarak katıldığı davadaki ifadeler gündemi meşgul etmeye devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zarrab’ın siyasi iktidarı ve ekonomiyi zor durumda bırakan ifadelerine ilişkin, “Öyle sanal oluşturulan mahkemelerle, o FETÖ denilen alçağın uydurma temsilcileriyle kurulan mahkemeler asla benim ülkemi mahkum edemez” açıklamasında bulundu.

Washington Post için bir yazı kaleme alan A. Kadir Yıldırım, “New York’taki İran yaptırımları davasının Türkiye ve Erdoğan için anlamı’’ başlıklı makalede, Zarrab’ın iddialarının Türkiye-ABD ilişkileri ve Türkiye iç politikası için ciddi sonuçlar doğuracağı inancında.

“Bu dava uluslararası ve iç siyaset arasındaki çapraşık bağları göz önüne seriyor, ve bunların ulusal yararlar kavramına nasıl zarar verebileceğini.’’

Yıldırım yazısında davayla ilgili bilinmesi gerekenleri de sıralıyor.

Yıldırım’a göre, Türk hükümeti yetkililerinin -- ve dolayısı ile Erdoğan’ın kendisinin -- İran yaptırımlarını delmek suçuyla bir Amerikan mahkemesinde yargılanıyor olması dikkat çekiçi ve bu dava büyük olasılıkla Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini öngörülebilir gelecekte değiştirecektir. Yıldırım’a göre, eğer Erdoğan’ın Amerikan yaptırımlarını delmeyi kişisel olarak onayladığı kanıtlanırsa, “Bu dava, Türkiye’nin, Trump yönetiminin gelişmekte olan Tahran karşıtı koalisyondaki yerini son derece karmaşık bir hale getirecektir.’’

Yıldırım bu konuya ilişkin bilinmesi gereken üç gerçeği şöyle paylaşıyor.

1. Bu dava Türkiye’nin siyasal krizinden kaynaklanıyor

Yıldırım 2013 yılına geri dönerek AK Parti ve Fethullah Gülen arasında başlayan anlaşmazlığa değiniyor. 17-25 Aralık 2013 tarihlerinde, Gülen’e bağlı polis ve yargı yetkililerinin başlattıkları yolsuzluk iddiaları kapsamında, bazı hükümet üyelerinin oğullarının ve Zarrab’ın gözaltına alındığı soruşturmaların hızlı bir şekilde kapatıldığını anlatıyor ve ekliyor:

"ABD’nin delil toplayıp üst düzey Türkiye hükümet yetkililerini içeren bir yolsuzluk davası için kendi bağımsız soruşturmasını yürütmüş olması dikkat çekici."

Yıldırım’a göre bu, Erdoğan’ın özellikle 2013 sonrası ABD karşıtı söylemlerinin neden çoğaldığını açıklıyor.

Türkiye hükümetine göre, ABD’deki İran yaptırımlarını delme davasının tamamı, Gülen’in başarısız darbe girişimi için bir intikam olduğunun altını çiziyor Yıldırım. Dolayısı ile bu, Erdoğan’ın davanın sonuçlarını reddetmesi için bir zemin oluşturuyor.

2. Bu dava Erdoğan’a içeride illa ki zarar vermeyecektir.

Yıldırım, davanın sonuçlarının büyük olasılıkla toplum kanaatinin Erdoğan’a karşı dönmesinde etkin olamayacağını savunuyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor, “Basın özgürlüklerinin içinde bulunduğu kötü durum burada kilit bir etken, ve davanın medya tarafından olumsuz bir şekilde işlenmesi konusundaki kaygılar büyük bir olasılıkla Türk medyasını daha da sıkıştıracaktır.’’

Yıldırım, Türk hükümetinin iç baskıyı hafifletmek için büyük olasılıkla muhalif gruplara baskını artıracağını savunuyor ve davadan çıkan olası bir suçlu kararının Erdoğan’ın büyümekte olan Batı karıştı söyleminin yararına işleyeceğine inanıyor.

3. Bu dava Trump yönetimi için kolay olmayacaktır.

Yıldırım, Trump yönetiminin bu dava ile olan ilişkisini özetlerken, son birkaç yıldır Türk hükümetinin -- özellikle bu davaya ilişkin -- Trump yönetimine lobi faaliyeti yürüterek yardım talep ettiğini ve davanın ana savcısı Preet Bharara’nın görevden alınmasını talep ettiğini hatırlatıyor.

Yıldırım sözlerine şöyle devam ediyor:

"Bu dava aynı zamanda tehlikeli şekilde ABD’nin devam etmekte Rusya ile gizli anlaşma davasıyla  kesişiyor. Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michel Flynn’in Gülen’in iadesi için Türk hükümetiyle yaptığı işbirliği ve Zarrab davasının düşürülmesi inceleniyor."

Yıldırım yazısını, Türkiye’de birkaç yıl önce bir iç yolsuzluk davası olarak başlayan soruşturmanın sonuçlarının Türkiye sınırlarının çok uzaklarına uzanan uluslararası bir davaya dönüştüğünü belirtiyor.  Zarrab’ın ABD savcıları ile işbirliği yapması, Türkiye’nin üst seviye yetkililerine karşı suçlamalara güç kazandırırken, Türkiye-ABD ilişkilerini daha fazla zarar vermekle tehdit ediyor.