Kas 28 2017

'Zarrab davasından sonra AİHM düğmesine basılacak'

 

Türkiye'nin uluslararası alanda sıkışmışlığı Zarrab davası ve AİHM'in 16 Nisan referandumunun iptali için yapılan başvuruyu kabul etmesiyle giderek artıyor.

Zarrab davasının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yakın çevresine uzanma ve Türkiye bankaları için ağır maddi yaptırımı beraberinde getirmesi sözkonusu. 16 Nisan referandumunun iptali halinde ise 2019'daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin akıbeti bir belirsizliğe sürüklenebilir.

Bu iki ihtimal üzerinden bir yazı kaleme milliyetçi Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Ahmet Takan, her iki davanın da AKP hükümetinde kaydadeğer bir gerilim yarattığı görüşünde.

İran'a yönelik ABD yaptırımlarını delmek, kara para aklama ve petrol karşılığı yasadışı altın ticareti yapmakla suçlanan Zarrab'ın 25 yaşında neden Türkiye-İran arasında arabulucu yapıldığını ve İran'ın neden Zarrab'a sahip çıkmadığını sorgulayan Takan, hükümetin olabilecekler konusunda çok "gergin" olduğunu savunuyor.

CHP eski Konya Milletvekili Atilla Kart tarafından yapılan ve referandumun iptalini talep eden davasın gerekçesi ise şu:

Türkiye'de adalete erişimin engellendiği, adil yargılanma hakkının kalmadığı... Bağlı olarak, anayasal kurumların işlevlerini kaybettiği, devletin anayasal organları olmaktan çıktığı, siyasi iktidarın doğrudan kontrolünde olan bu kapsamda kanunsuz emir ve talimatları yerine getiren organları haline dönüştüğü... Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesi bağlamında, etkili iç hukuk yollarının kalmaması söz konusu olduğundan... Bunlara dayanarak, 16 Nisan halk oylamasının mühürsüz zarf ve oy pusulalarının kullanılması ile yasama organının yetkisinin gasp edildiği, tam kanunsuzluktan malul olan, yok hükmünde olan bir işlem tesis edildiğinden hukuki sonuçlarının  kaldırılmasına..."

Takan, AİHM'in referandumun iptali için yapılan başvuruyu Ocak-Şubat ayı içinde değerlendirebileceğini belirtirken, davanın sonucunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddeleri gereği iptal kararı çıkabileceğini ima ediyor. 

Ancak mahkemenin Türkiye'den gelen iş yükünü azaltmak için uzlaşıya gidilmesini isteyebileceği, Takan'ın işaret ettiği seçenekler arasında. 

Takan, Kart'ı arayıp "uzlaşır mısınız?" diye sorduğunu ve Kart'tan "Önce partimle konuşurum" yanıtı aldığını ifade ediyor.

Diğer yandan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı seçimini iki turlu ve yüzde 50+1 şeklinde düzenleyen Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop'a bu nedenle tepkili olduğu iddiasını da dillendiriyor Takan. 

Son olarak, "Bana kalırsa, Avrupa, Zarrab Davası'nı bekleyecek, gidişata göre, AİHM sürecinde düğmeye basacak. Bakalım, saray ne yapacak?.." diye bitiriyor yazısını Takan.