‘Zarrab davası’yla ünlenen ABD’li gazeteciye Washington’dan yazı gitmiş

Türkiye, ABD’de savcılıkla işbirliğine giderek sanıkken tanık konumuna geçen Reza Zarrab’ın “itiraflarını” dinledi Kasım ve Aralık 2017’de.

Kamuoyunda "Reza Zarrab davası" olarak bilinen ancak Zarrab’ın tanık olmasının ardından resmi adı "ABD, Mehmet Hakan Attila'ya karşı" olan dava, Türkiye gündemine otururken, duruşmaları, Türkiye medyasından Ahval editörü İlhan Tanır, CNN Türk muhabiri Cüneyt Özdemir, Hürriyet muhabiri Rıza Canikligil, BBC Türkçe adına da Elif Key takip etti.

Türkiye’de iktidara yakın medya Zarrab’ın rüşvet ifşaatlarını görmezden geldi aynı dönemde. Televizyon ekranlarında davaya ilişkin sarsıcı ifadeleri görmek ise neredeyse imkânsızdı.

Ancak, duruşmalardan notları Twitter hesaplarında canlı olarak paylaşan ABD’li muhabirler; Pete Rush, Adam Klasfeld ve Katie Zavadski dikkat çeken gazeteciler oldu bu süreçte.

Twitter’daki Türk takipçilerinde de patlama oldu bu isimlerin haliyle.

Duruşmayı takip eden Courthouse News'in deneyimli adliye muhabiri Adam Klasfeld, bu isimler arasında öne çıkanıydı. Her gün duruşma öncesi “Günaydın” ile başlıyor tweetlerine, bazı takipçilerinden, "Adın gibi Adam'sın" gibi yanıtları da alıyordu.

Artı Gerçek’ten Esra Tur’un sorularını yanıtlayan Klasfeld, Türkiye’nin dünyanın en fazla tutuklu gazeteci bulunan ülke olduğuna gönderme yapıyor ve Amerikalı gazetecilerin de bunun farkında olduklarını dile getiriyor ve ekliyor:

“Gazetecilik suç değildir.”

Türkiye’de basına yönelik baskıların ABD basınında çok da geniş yankı bulmadığını söyleyen Klasfeld, Zarrab davasını takip ettiği dönemde kendisine Amerikan Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yazı geldiğini söylüyor: 

“Türk yetkililerin hükümetten farklı görüşlere sahip kişileri hedef alıyor gibi görünüyor olmasından ötürü son derece endişeliyiz. İhtilaflı ve rahatsız edici bulunabilecek sözler de dahil olmak üzere konuşma özgürlüğü ve basın özgürlüğü dahil ifade özgürlüğünün demokrasiyi güçlendirdiğine, korunması ve bu özgürlüklere saygı duyulması gerektiğine canı gönülden inanıyoruz. Türkiye’yi ifade özgürlüğüne ve diğer insan hakları ve temel özgürlüklere saygı duymaya ve bunların yanı sıra adil yargılama güvencesi ve yargı bağımsızlığı sağlamaya çağırıyoruz.” 

“Hükümetin basına baskısı dünyanın hiç bir yerinde olumlu algılanmaz” diyen Klasfeld, “Eğer hapse girecekleri korkusu ile Türkiye gelemez ise gazeteciler o ülkeyi, ülkenin kültürünü, müziğini, politikasını da anlatamazlar okura” diyor.

https://www.artigercek.com/gazetecilik-suc-degildir-1