Kas 27 2017

'Zarrab jüri önüne çıkmazsa sanık veya tanık değildir artık'

 

ABD'li eski savcı Daniel Richman, Reza Zarrab'ın cezaevinden salındığı ve FBI gözetiminde olduğuna dair güçlü emareler bulunduğunu söyledi.

Altın kaçakçılığı, kara para aklama ve İran'la yasadışı ticaret suçlamalarıyla ABD'de tutuklu yargılanan İran asıllı Türk işadamı Reza Zarrab'ın 'itirafçı' olduğu ve ABD savcılık makamları ile işbirliği yaptığı iddiaları ayyuka çıkmış vaziyette.

8 Kasım'dan bu yana, hakim önüne çıkmayan Zarrab'ın durumuyla ilgili konuşan eski savcı Richman, Zarrab soruşturmasını yürüten New York Güney Bölge Savcılığı'nda bir dönem "temyiz başsavcısı" olarak görev yapmış. ABD Başkanı Donald Trump'a karşı Rusya ile seçim kampanyası sırasında şaibeli ilişkiler yürüttüğü gerekçesiyle soruşturma açan FBI'ın eski Direktörü James Comey'in de baş danışmanı olarak çalıştı. 

Habertürk'ten Nalan Koçak'a konuşan Richman, daha önce de İran'a yönelik ambargoyu delen çok sayıda kişiye dava açıldığını ancak bu davayı önemli kılanın Ulusal Güvenlik Danışmanı iken görevden alınan Michael Flynn'ın da soruşturmada yer alması ve Türkiye ile rahatsız edici ilişkiler şüphesinin bulunması olduğunu söylüyor.

Richman'a göre, Zarrab iddia edildiği gibi savcılıkla işbirliği yaptıysa bu konu da gündeme gelecek.

Ambargonun delinmesiyle ilgili konuda, Richman Amerikan bankacılık sisteminin bu sürecin parçası haline getirilmesinin yolsuzluk ya da 'terörizm' davası açılmasının önünü açacağını belirtiyor.

Richman, Zarrab'ın ticaret şemasıyla ilgili şunları söylüyor:

Başka ülkelerin vatandaşları, kesinlikle Amerikan yasalarını çiğnemek için Amerikan kuruluşlarını kullanamaz. Daha önce İngiliz ve Fransız bankaları İran yaptırımını delmekten ceza aldı. Onlar da Amerikan yargısı tarafından cezalandırılmaktan memnun değillerdi. Ama bu, Amerikan savcılarının uyguladığı standart bir prosedür. Sadece Türkiye’yle alakalı değil yani.

Zarrab'ın duruşmalara katılmaması ile ilgili Richman, mahkeme günü jüri karşısında çıkmaması halinde Zarrab'ın artık 'tanık ya da sanık' olmadığının tescillenmiş olacağını ifade ediyor. Bu durumda üç ihtimal beliriyor: Ya Zarrab işbirlikçi oldu, ya henüz hükümetle pazarlıklar sürüyor ya da mahkeme kararıyla sanık konumundan çıkarılmış vaziyette. 

ABD medyasında yer alan Zarrab'ın itirafçı olduğu iddiasıyla ilgili Richman, "Hükümetle işbirliği yapan, bazı kişiler aleyhine tanıklık yapan isimlerin normalden çok daha az ceza alabildiği kesinlikle doğru. Az mı ceza alacak yoksa hiç mi ceza almayacak, yargıç karar verecek" yorumunu yapıyor.

Zarrab'ın serbest kalma ihtimaline dair de, sanığın daha önce cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurulduğunda işbirlikçi olması halinde cezasını çekmiş sayılabileceğine dikkat çeken Richman, "Şiddet içermeyen beyaz yaka davalarında hükümetle işbirliği yapanların hapis cezası almama şansı artıyor" diye konuşuyor.

İran asıllı işadamının adının sanık olarak geçmemesinin, davadaki tek sanığın Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla olduğunun bir göstergesi olabileceğine değinen Richman, davanın 'Zarrab davası' olarak anılmamasının bu yönde önemli bir adım olduğuna da dikkat çekiyor.

Zarrab'ın cezaevinden çıkarılmış olma ihtimaliyle ilgili de Richman, bu tür hükümetle işbirliği durumlarında nadir de olsa sanıkların federal gözetim altında serbest bırakılabileceğini, hatta tanık koruma programı ile yeni yüz ve kimlik verilmiş olmasının da ihtimaller arasında olduğunu belirtiyor.