ilhan Tanir
Ağu 28 2018

Zarrab ve Atilla'yı tutuklayan FBI ajanı: Yolsuzluk en tepeye uzanıyor

Reza Zarrab ve Mehmet Hakan Atilla davasının mimarları olan FBI ajanları ve dava iddianamesini hazırlayarak New York Güney Bölgesi mahkemesi salonunda savunan savcılar, Washington merkezli Demokrasileri Koruma Vakfı (Foundation for Defense of Democracies) toplantısında biraraya gelerek kendilerine 'Alberto Nisman' adına verilen ödülleri aldı.

Toplantının en dikkat çeken ismi şüphesiz Reza Zarrab'ı 2016 yılının Mart ayında Miami'de tutuklayan ve Mehmet Hakan Atilla’yı da 2017 yılının Mart ayında New York’un JFK havalanında gözaltına alan FBI özel ajanı Jennifer Reynolds oldu.

Reynolds’un konuşmasında Hakan Atilla’nın 36 ay hapse mahkum olmasıyla sonuçlanan dava için ‘başlangıcın sonu' sözlerini kullanması dikkatleri çekti ve yeni gelecek iddianamelerin sinyali olarak kabul edildi.

Reynolds halen bir FBI yetkilisi ve kendi ifadeleri ile Zarrab davası üzerinde yıllardır çalışmış. Reynolds konuşmasında ‘’İran ve Türk hükümetinin yüksek düzey yetkilileri, Türk hükümetinin sahip olduğu Halkbank’ın üst düzey yetkilileri, İran Bankası yetkilileri ve Reza Zarrab biraraya geldiler. Hep birlikte ambargolar nedeniyle Halkbank içinde izole edilmiş İran petrolü gelirleri havuzunu hırslı bir plan ile kurtarmaya çalıştılar’’ dedi.

Uzun uzadıya daha önce geniş bir şekilde Türk basınında yer alan Zarrab ve ortaklarının önce altın ticareti ve sonrasında insani yardımlar görüntüsü altında Halkbank’tan o paraları nasıl 'çıkardıklarını' anlattı.

Reynolds, Zarrab & Atilla davasının Amerikan federal mahkemelerinde tarihte görülen en büyük 'ambargoları delme düzeni'nin cezalandırılması olduğunu hatırlattı.

Hükümet yetkilileri, bankerler ve işadamlarının karıştığı tehlikeli suçların açığa çıkarıldığını belirten Reynolds, “bu illegal fonlamadan” sağlanan paranın İran rejimine ve ölümcül programlarına aktarıldığını söyledi.

Reynolds, ayrıca ilk kez Halkbank’tan çıkartılan İran petrol gelirlerinin miktarını verdi:

“Dört yıl içinde bu gizli düzenle 20 milyar dolar izole edilmiş petrol fonu çıkarıldı.’’

Reynolds’a göre yolsuzluk yapan yetkilier dışında bu "gizli düzenden en fazla yarar sağlayanlar ise İran Devrim Muhafızları Ordusu bağlantılı İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) oldu."

Reynolds ilk kez Zarrab’ın 2016 yılının Mart ayında tutuklandığı günleri de anlattı. Zarrab’ın Miami’ye geleceğini duyduğunda ‘şaşkınlıktan donduğunu’ söyleyen Reynolds, bir süre bu duruma inanamadığını ifade etti.

Operasyonda kilit rol oynayan FBI ajanı, daha sonra Zarrab’ı tutuklamak için Miami’ye gittiğini, dönüşte ise bir anda dönemin Güney Bölgesi savcısı Preet Bharara’nın Twitter'da trend olduğunu gördüklerini, Türkiye’nin bu arada bir anda olay üzerine ‘patladığını’ hatırlattı.

Bharara’nın gerçekten de o zamanlar Twitter’da sadece beş bin kadar takipçisi varken, ilerleyen günlerinde yüzbinlerce Türkiyeli Bharara'yı takip etmişti. Bharara da konuşmalarında bu gelişmeden bahsetmişti.

Reynolds, 2016 yılında Obama yönetiminin İran ile yaptığı nükleer anlaşma ile ortadan kalkan ambargolar rejimi nedeniyle sanıkların -Zarrab da dahil- özgürce seyahat edebileceklerini düşünmelerinin ABD'ye gelmeleri ve bu tutuklamanın gerçekleşmesinde büyük rol oynadığını düşündüğünü ekledi.

Zarrab tutuklandığında Türkiye’deki 17 Aralık yolsuzluk dosyasından haberdar olduklarını ekleyen Reynolds, 17 Aralık polis dosyasını, oluşturulan üst düzey rüşvet çarkı ile ‘’illegal İran finansının gerçekleştiğinin’’ farkında olduklarını ve bu 17 Aralık raporu ile kendi soruşturmalarını karşılaştırdıklarını, sonuçların ise ‘‘mükemmel şekilde örtüştüğünü’’ gördüklerini kaydetti.

Türkiye’de “FETÖ davalarında’’ yer alan, Gülenci olarak suçlanan ve 17 Aralık polis raporunu da yazarı eski polis komiseri Hüseyin Korkmaz’ı Arjantin’deki bir bombalama olayı peşinde iz sürerken öldürülen Alberto Nisman’a benzetmesi ise konuşmanın belki de en önemli yerlerinden birini oluşturdu.

Nisman, 1994’de Buenos Aires’de bombalı saldırıya uğrayan Yahudi Merkezi ile ilgili soruşturmayı yapan federal savcı idi ve 2015 yılında yine Buenos Aires’de yaptığı soruşturmanın sonuçlarını açıklamadan bir gün önce öldürülmüştü.

Reynolds’un Korkmaz’ı Nisman’a benzetmesi, Türk hükümetinin en üst düzey yetkilileri ve AKP hükümeti yanlısı basınının bu polis şefini 'FETÖcü' ilan etmesinin Amerikalı güvenlik görevlileri ve savcıları tarafından pek kaale alınmadığını gösterdi.

Korkmaz’ın ‘cesur bir şekilde’ uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra “gerçekleri’’ ABD’ye getirdiğini söyleyen Reynolds, Zarrab’ın tutuklanmasından bir yıl sonra bu kez Mehmet Hakan Atilla’nın New York’a geleceğinin duyumunun alındığını ve yine aynı şekilde bu habere inanamadığını söyledi.

Atilla'nın uzun bir zamandır kendi radarlarında olduğunu anlatan Reynolds, onun sadece Zarrab’ın yaptıklarından haberdar olmadığını aynı zamanda İran ambargosunu delme dizaynına da yardım ettiğini öne sürdü.

Zarrab’ın tutuklanmasından soruşturmanın kamuoyuna açıklanmasına kadar geçen 20 ay sonunda birçok zorluklar yaşadıklarını söyleyen Reynolds, üst düzey Türk hükümeti yetkililerinin de davaya karışmaya çalıştığını şu şekilde anlattı:

"Türk Adalet ve Dışişleri Bakanları da dahil olmak üzere üst düzey yabancı yetkililer diplomatik baskı uyguladılar. Adalet Bakanlığı’na, Dışişleri Bakanlığı’na hatta Beyaz Saray’a lobi yaparak Zarrab ve Atilla’nın duruşma olmadan salıverilmesi için lobi yaptılar.

Mahkemede itirazlar yapılarak yargıcın yanlı olduğunu iddia ediler. Bizi siyasi motif sahibi olmakla suçladılar. Türk hükümeti ve Hakbank son dakika girişimleri ile duruşmaları ertelemeye çalıştılar. FDD uzmanları siber saldırılara ve medya saldırılarına muhatap oldular…’’

Reynolds bütün bu saldırılara ve baskılara rağmen Amerikan ceza sisteminin bağımsız olduğunu ispat ettiğini kaydetti.

Zarrab ve Atilla davasına gelince.. diyerek konuşmasının son bölümüne geçen Reynolds, burada İngiliz devlet adamı Winston Churchill’in bir sözünü nakletti ve “davalar sadece başlangıcın sona ermesi idi’’ diyerek, henüz davanın etkilerinin kapanmadığını kamuoyu önünde duyurmuş oldu.

“Bu soruşturmalarının etkisinin bitmesinden daha çok uzağız. Birçok suç ortakları suçlandı ama henüz adaletin önüne çıkarılmadılar.’’

Reynolds, konuşmasının sonunda “Türkiye ve İran’daki masum halkın baskı ve yolsuzluklara karşı verdiği mücadeleyi ve yaptığı fedakarlıkları’ hatırlattı.

Washington’da uzun bir süredir Zarrab'ın Amerikalı FBI ajanlarına ve savcılara konuştuğu ve verdiği bilgiler ışığında yeni iddianameler ile başkalarının da suçlanabileceği konuşuluyor.

Bu davalardan birinci derecede sorumlu olmuş bir FBI ajanının Zarrab ve Atilla davalarının bitmesini sadece 'başlangıcın son bulması' olarak değerlendirmesi, İran'a yeni ambargoların getirildiği şu dönemde tarihin en zor günlerini yaşayan Türkiye-ABD ilişkileri için sert rüzgarların henüz bitmediğini gösteriyor.