ilhan Tanir
Kas 30 2017

Zarrab'ın duruşma salonundan ilk gün izlenimleri

 

NEW YORK- Jüri seçimi ardından asıl duruşmaların başladığı ikinci gün, New York mahkeme salonunda beklenen figür, Reza Zarrab tanık sandalyesine oturdu.

Zarrab’dan önce duruşma salonunda Bülent Bulut isimli FBI dil uzmanı, kendisinin çevirdiği Zarrab tapeleri ve çevirileri hakkında bilgiler verdi.

Salonun savunma bölümüne kareli, gri takım elbise ve bordo kravatı ile Mehmet Hakan Atilla vardı. Açık kahverengi hapishane elbisesi ile Reza Zarrab ise duruşmanın başlamasından bir süre sonra tanık sandalyesindeki yerini aldı. İçeri girerken Atilla'nın masasının önünden geçen Zarrab'ın Atilla ile göz teması kurmadığı gözlendi.

Reza Zarrab Türkiye’ye 1.5 yaşında iken doğduğu İran’dan geldiği gibi bir süre kendisinin geçmişi hakkındaki kişisel sorulara cevap verdi. 
Zarrab, ifades sırasında, ‘‘Cezaevinden en hızlı şekilde çıkmak için’’ savcılık makamıyla anlaşma yoluna gittiğini itiraf etti.

Güne başlarken biraz ürkek görünen Zarrab’ın sesi kısık ve çekingendi. Ancak konuştukça ve zaman geçtikçe rahatladı, sesi gürleşti.. Konuşma süresi uzadı.

Zarrab, Türkiye’deki bazı hapsolmuş kişiler ile kendisinin ‘takas’ yapılması üzere uğraşıldığını ifade etti. Zarrab’ın kendisinin takası için uğraşan kişilerim eski New York Belediye Başkanı ve Avukat Rudy Guiliani ile eski ABD  Adalet Bakanı ve Mark Mukasey olduğu sanılıyor.

Ancak Zarrab, bu kişilerin takas gayretlerinin hukuk dışına çıkmadığını da ekledi. Türkiye'de son bir yıl içinde tutuklanan birçok Amerikalı vatandaş akla geldiğinde, Zarrab'ın açıklamaları ayrı bir önem kazandı.

Zarrab kendisine yöneltilen yedi suçu kabul ettiğini ve ABD devleti ile işbirliği yapmayı kabul ettiğini anlattı.

Bu işbirliğinin koşulları ''tamamen doğruyu söylemek'', ''ABD ile işbirliği yapmayı kabul etmek'' ve ''bir daha bu suçları işlememek'' olduğunu ifade eden Zarrab, bu şartları gerçekleştirdiği takdirde savcılığın kendisi için 5K-1 başlıklı bir yazı ile ceza indirimi talep edebileceğini ve kararın yargıç tarafından verileceğini vurguladı.

Zarrab, saatlerce süren ifadesin hem savcıya hem de yargıca karşı çok dikkatli ve saygılı ifadeler kullandığı görüldü. 

Sürekli şekilde ‘evet efendim’ ve ‘sayın yargıç’ gibi hitapları seçtiği görülen Zarrab, kendisine sorulan sorulara hiç duraksamadan ve detayları ile cevaplar verdi. 

Sorulan bütün tapeleri hatırladığını söyleyen Zarrab, tape ve emailler hakkındaki bütün ayrıntıları ile cevap vermekte dikkatli idi. Hatta fazlaca ayrıntıya giriyor, bir süre sonra eline alacağı kalem ile şemalar çizerken öğrenciye bir ders anlatır gibi 'mekanizmayı' anlatıyordu. 

Zarrab otelde kalmadığını, özgür olmadığını ve FBI’ın gözetimi altında tutuklu olduğunu söyledi.

Zarrab daha sonra ise İran’ın doğalgaz ve petrolümün Türkiye’deki BOTAŞ ve TÜPRAŞ'tan nasıl satıldığını ve bunların parasının Halkbank’tan nasıl çıkartıltıdığını elinde kalem ve tahta başında anlattı.

Savunma sırasında tek sanık olarak yargılanan Mehmet Hakan Atilla’yı parmağı ile tanıtan Zarrab, Halkbank içinde toplanan İran’ın parasının bankanın en üst düzey düzey yetkililerinin yardımları ile önce Dubai’ye, oradan parası ile İran adına yurtdışı ödemeleri yapıldığını ifade etti. 

Levent Balkan, Hakan Aydoğan ve Seyid Ahmed, Zarrab’ın saydığı diğer Halkbank üst düzey yöneticileri oldu. 

Türkiye’den çıkarılan altının hiçbir zaman İran’a ulaşmadığını, Dubai’deki ofisinde kaldığını ve oradan bozdurularak İran adına, İran’ın uluslararası paralarının ödendiğini söyledi.

Zarrab, Atilla’nın bankada ABD ve BM ambargolarını en iyi bilen yetkili olduğunu ve birçok işlemin onun yardımı ile hazırlandığını söyledi.
Zarrab, İranlılar ile çalışmaya 2010 yılında başladığını söyledi. Daha önce ise Azeriler, Rus, Türk müşterilerle çalıştığını söyledi.

2010 yılı aynı zamanda İran’a karşı ABD ambargolarının başladığı yıl olarak da biliniyor.

İddianamelerde suçlanmış isimlerden biri olmayan eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, 2011 yılında İranlı müşterilerin paralarını Türkiye’den çıkarabilmek için açmasına izin verilmeyen hesabın açılmasına aracı olduğunu söyleyen Zarrab, böylece Bağış’ın ismini de duruşma tutanaklarına sokmuş oldu. 

İlk duruşmada Bağış hakkında daha detaylı sorular gelmedi. Bağış’ın ismi Zarrab’ın ifade verdiği ilk gün Aktif Bank’ta hesabın açılmasına aracı olarak geçti. 

Zarrab, Aktif Bank’ın bir yıl sonra kendisini aradan çıkararak doğrudan İranlı müşterilerin paralarını çıkarmaya başladığını söyleyerek, bankanın bilerek ambargoyu delme işlemini yaptığını işaret etti.

Zarrab ayrıca duruşma salonunda eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a verdiği ‘rüşvetleri’ gösterdiğini ifade ettiği şirket içi belgeler hakkında sorulara cevap verdi.

45-50 milyon euro, 7 milyon dolar ve 2.4 milyon TL’yi Çağlayan’a rüşvet olarak verdiğini, Çağlayan’ın kendisine, Halkbank’ta hesap açılması için aracı olduğunu kaydetti. Çağlayan kardan yüzde elli paylaşım ile yapmayı teklif ettiğini hatırlattı.

Zarrab ayrıca İran Merkez Bankası Başkanı ile de babası aracılığı ile görüştüğünü anlatırken, İran Merkez Bankası’na ve Bank Mellat isimli İran bankasına yazdığı mektuplar ile eski Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’a yazdığı mektupları da kabul etti. Bu mektupları Zarrab ilk duruşmalarda reddetmişti.

İran Merkez bankası başkanı ile yaptığı görüşmelerde Merkez Bankası’na daha ucuz maliyetli para ödeme için anlaşıldığını vurguladı.  
Zarrab’ın ilk günkü ifadesi sonrası ve konuşmaktan çekinmeyen tavrı, önümüzdeki günlerde Zarrab’ın kendisine gelen sorulara karşı açıkça cevap vereceği yönünde bir izlenim yarattı. 

Ne şemayı anlatırken, ne banka isimleri ve siyasetçi isimleri verirken Zarrab'ın pek düşünmediği görüldü.

Soru şu: bu saatten sonra savcılar 'bu dava nereye varırsa oraya gitsin' tavrıyla sorgularına devam edecek mi? 

Çünkü karşıdaki Zarrab, her soruya açıkça ve direnmeden hatta fazlasıyla cevap vermeye hazır gibi göründü.

Haftasonuna kadar daha pek çok itiraf duyucağız izlenimi ile Zarrab'ın ilk günkü itirafları bitti.