ilhan Tanir
Kas 04 2017

"Zarrab davasından dünyanın farklı yerlerinde birçok kişi ve yetkili suçlanabilir"

VAŞİNGTON - Kenneth Rijock, asıl mesleği banka avukatlığı olan bir finansal suç uzmanı. Rijock, 17-25 Aralık soruşturmasından itibaren Reza Zarrab isminin geçtiği skandalları yakından izledi. Dünyada kullanılan çeşitli para aklama yöntemlerini yakından takip eden ve 2011'den beri bu konuda yazılar yazan Rijock'un Ahval'e verdiği mülakatın ilk bölümü Çarşamba günü yayınlanmıştı.

 

 

Bu ikinci ve son bölümde de Rijock, Zarrab davasının ne kadar büyüyebileceğine dair tahminlerini aktarırken, suçlananlar arasında farklı ülkelerden birçok isimin girebileceğini, bunların içinde ülke yetkililerin de olabileceğini iddia ediyor.


Zarrab davasını 2013’den beri takip ediyorsunuz. Onlarca analiz yaptınız. ABD Hükümeti’nin sahip olduğu delilleri nasıl değerlendirirsiniz, fikriniz nedir?

Tipik olarak, Amerikan savcıları çok güçlü bir dava dosyası hazırlayana kadar yıllarca bir dava üzerinde çalışırlar. Bence ellerinde sadece banka delilleri yok; kaydedilmiş telefon görüşmeleri, e-mailler ve mektuplar da var. Yani, evet, ellerinde açık ve inandırıcı bir dava var.

Ancak hakkında iddialar bulunanların çoğu muhtemelen ABD’de değil de Türkiye’de yaşıyordur. Bu kişiler nasıl yakalanacak?

ABD’de olmalarına gerek yok. Öncelikle, altın karşılığında petrol meselesi var. Türkiye’de bankacılık yapanlar var. Örneğin aynı davadan yargılanıp İran’da idama mahkum edilen Zencani gibi işbirlikçiler var. En merak uyandıranı muhtemelen İran istihbarat ajanı olan Ali Reza Manfered.

Manfered, altın karşılığında petrol davasında diğer iki şahıs (Zarrab ve Zencani) ile ortak. Manfered ve ekibi Malezya’nın küçük bir adası olan Labuan'ı kullandılar, paraları oraya yolladılar. Malezya’da yaşayan Manfered'in yardımıyla, İran'ın petrol parası, Malezya vergi cennetindeki gevşek kuralları kullandı; büyük paralar döndürdüler. Manfered İranlı, ama Dominik pasaportu var. Bu pasaportu satın alıp diplomatik dokunulmazlığı kullanarak yakalanmaktan kaçabildi. Bu şekilde milyarlarca dolar para çalmış olabilirler.

Malezya polisi İran’ın yakalama kararı doğrultusunda onu yakalamak isteyince diplomat olduğunu öne sürerek kurtuldu. Aylarca Dominik’te saklandı. Dominik Hükümeti İran’a Manfered'in ellerinde olmadığını söyledi, ama tabii, Dominik Cumhuriyeti'ne taşındıktan sonra İranlı yetkililer tarafından nihayetinde tutuklandı. İranlı yetkililer, Manfered'in Zarrab davasından dolayı ABD Hükümeti tarafından tutuklanmasından korktukları için onu ABD hava sahasına girmeden Havana-Moskova üzerinden Tahran’a götürdüler.

İran’a intikal ettikten sonra hakkında herhangi bir duyum alınamaması, mahkemeye çıkarılmaması, Ali Reza Manfered’in İran istihbaratına ait olduğu izlenimini güçlendiriyor. Büyük para işlerinde Zarrab ve Zencani ile çarpık ilişkilileri olan bu şahıs, görünen o ki, İran istihbarat ajanıydı ve hala da öyle. Bu durumda Dominik Başbakanı New York davasında sanık olarak eklenebilir. Bu yüzden, sadece Türkiye değil, çok geniş yelpazede kişilerin isimlerinin bu davaya bulaşması muhtemel gözüküyor.

Diplomatik dokunulmazlık diğer ülkelerdeki yetkililerin korunmasını sağlamaz mı? Örneğin Zarrab, Erdoğan veya diğer üst düzey yetkililerin isimlerini verse bile, onları diplomatik dokunulmazlıkları korumaz mı?

Hayır. Bu kişiler diplomat değiller. ABD’de diplomatik dokunulmazlık sadece belirli durumlarda geçerli. Diplomatik dokunulmazlıktan yararlanabilmek için diplomatik pasaportunuz olması ve bulunduğunuz ülkede diplomat olarak sınıflandırılmış olmanız gerekir. Bu yüzden, sırf yabancı uyruklu veya yetkili biri olmanız diplomatik dokunulmazlık sahibi olduğunuz anlamına gelmez.

Turks ve Caicos Başbakanı Norman Saunders ve Panama Başkanı Neurega görevde oldukları halde örneğin mahkum edilmişti. Eğer tutuklanıp ABD’ye iade edilirlerse hapse girerler.

Zarrab davasının Türkiye’ye etkisi tabii ki çok büyük olabilir. Örneğin Zarrab Türkiye bakanlar kurulundan bazı isimleri verirse ne olur? 2013'te o isimlerin çocuklarının Türkiye’deki skandalını hatırlarsanız, ne olacağı konusunda fikir verebilir. Bunun Türkiye’de çok önemli etkileri oluşacaktır.

Bu kişiler milyonlarca dolarlık rüşvet ve komisyon olaylarına bulaşmıştı ancak hepsinin üstü kapatılmıştı. Sadece Halkbank yetkilileri de değil, şayet Zarrab konuşursa, olacaklardan büyük endişe duyan çok üst düzey insanlar olması çok muhtemel Türkiye’de.

Erdoğan her gün Zarrab’dan bahsediyor.

Evet, eminim bahsediyordur. Aslında Erdogan bu davanın siyasi bir dava olduğunu düşünüyor fakat bu siyasi bir dava değil. Bu, İran’a karşı Birleşmiş Milletler, ABD ve küresel yaptırımları içeren bir dava. Para kazanmak için Türk kurumları kullanılmış. Bütün o petrol ödemelerini, altın ticaretini ve el değiştiren dolarları düşünün. Bu ticaret Türkiye’deki bankalara çok büyük bir kar sağladı. Ve bunların hepsiyle, ödenen rüşvetlerle, herkesin cebi dolmuş gibi görünüyor. Biliyorsunuz, Zarrab’ın Türk vatandaşı olduğunu belirten ifadeler var, halbuki İran’da doğdu, aslında Azeri, ama İranlı ve sonradan Türk vatandaşlığı aldı. Hatta vatandaşlık aldığı birkaç ülke daha var.

Mesele, bu adamın Türk olmaması. Türk vatandaşlığına sahip olabilir ama İranlı ve yaptırımları delmek için de İran'ın programını uyguladı. Ve maalesef NATO üyesi ve ABD’nin müttefiki olan bir Türkiye açısından, bu olanlar çok utanç verici.

Yargılama ne kadar sürecek?

Birkaç ay sürebilir. Çünkü eminim, savcılık çok sayıda şahit gösterecektir, delilleri toplayan kolluk kuvvetleri dışında bazı şahitler de cezalandırılmayacakları garantisini alarak ifade verebilirler. Çok uzun bir yargılama olabilir bu yüzden. Ve hatırlarsanız Eylül ayı başında yeni sanıklar eklendi. Dava devam ettikçe yeni sanıklar ekliyorlar. Bu yüzden çok karmaşık bir dava olabilir.

Bununla birlikte, yargılama başladıktan sonra, davada suçlanan bazı isimleri bir daha görmeyeceksiniz, davanın ardından mahkum olacaklar ama bunların daha sonra işbirliği yapacaklarını tahmin etmek doğru olur. Bilahare, sanıklardan elde edilecek delil durumuna göre davaya eklenecek kişilerin, 20, 30 yıl hapiste geçirmek yerine konuşmak isteyeceklerini göreceksiniz.

Anladım, bir sonraki sorum belgeler ve deliller hakkında olacak...

Mahkeme dosyasında görünmeyen ancak avukatlar arasında değiş tokuş edilen ve henüz kamuya açıklanmayan birçok delil bulunuyor. Burada ciddi konular olduğunu unutmayın, içlerinde bazı gizli bilgiler de olabilir. Bu delil veya belgelerin kamuya açıklanmasına izin verilmeyecektir. Böylece diğer potansiyel şüpheliler kaçamayacak veya ortadan kaybolamayacaklar.

Halkbank’tan başka?

Eminim birkaç Türk bankası daha vardır, ve siz de biliyorsunuz, bazıları davada karşımıza çıkacaktır. Bu bankalar suçlamalara maruz kalabilir, para cezaları veya bunlara eklenen yaptırımlar söz konusu olabilir. Başka bir deyişle, finansal suçlarla mücadele veya bankacılık düzenlemeleri ile görevli Amerikan hükümet birimleri, gelecekte bir ve daha fazla Türk bankasına bir miktar para cezası verebilir. Bazı ciddi durumlarda, ilgili banka Amerikan bankacılık sistemi dışına çıkartılarak bankacılık işlemleri yapamayacak hale getirilebilir. Ancak bu son derece nadir olur. Ancak, Halkbank dışındaki bankaları suçlamasalar bile çok büyük miktarda, milyon dolarlık para cezaları verebilirler.

Diğer bankaların isimleri?

Bende diğer bankaların adı yok. Birçok bilgi ABD savcısı tarafından yakından takip ediliyor ve mahkeme dosyasında pek fazla bilgi yok… Çünkü sanık olması muhtemel diğer kişilere süreç devam ederken uyarıda bulunmak istemiyorlar. Bu dava bir süre daha devam edebilir. Zarrab ve diğer birçok sanık hakkında suçlamalar var. Ve tabii ki onların da temyiz hakları var.

Fakat bilahare başkalarının suçlanması söz konusu olacaktır ve başka bir yargılama daha başlayacaktır. Yargılamanın temel olarak önemi, ABD ile doğrudan bağlantıları olmasa bile yaptırımlarını ihlal eden kişilere ABD'nin ulaşma ve bunlara dokunma becerisini göstermesi, çünkü ABD doları ile ticaret yapıyorlar ve para New York bankacılık sisteminden geçiyor. Bu nedenden ötürü ABD'de mağdur olan bankalar var.

Euro kullansalardı suçlanmayacaklar mıydı yani?

Samimiyetle söyleyebilirim ki, Zarrab ve Zencani tüm ticareti dolar yerine euro ile yapsaydılar muhtemelen suçlanmayacaklardı, çünkü euro ABD'de işleme girmez ve böylece herhangi bir temasları da olmazdı. Fakat gücü ve istikrarı nedeniyle dünya küresel para birimi olan ABD dolarını kullanmaya karar verdiler.

Dava ile ilgili diğer bir husus ise Zarrab’ın tutuklanması ve Halkbank idaresinin geri kalanına ilişkin tabiri caizse bir test kitabı problemi… ABD'de ceza davalarına maruz kalabilecek riskli davranışlar içine girdiyseniz avukatınız size, herhangi bir amaçla ABD'ye girmemenizi tavsiye edecektir.

ABD dışındaki kişi, federal mahkemelerde ağır cezalık bir eylem ile suçlanırsa ne olur?

Dosya ve iddianame gizlidir ve kamuya açık değildir. Dolayısıyla, ancak tutuklandığınızda gizlilik kaldırılır. İşte bu noktada Zarrab, eşi ve çocuğu Disneyland'a gitmek için Miami'ye geldiler. Elbette davası gizli olduğu için hapse girebileceği gerçeğinden tamamen habersizdi. Fakat ortaya çıkmakta sakınca görmedi ve sürprizi yaşadı. Sürpriz, ömrünün kalanını cezaevinde geçirebileceği gerçeği...

Bankacının durumu ise daha kötü... Halkbank genel müdür yardımcısı Atilla, Zarrab davası devam ederken başka bir iş için ABD'ye gitti. Çok büyük bir hata yaptı. Profesyonel biri olduğu için, kendisinin ya da avukatının, Zarrab ile ilişkisinden ötürü gelecekte suçlanabileceğini bilmesi gerekirdi. Fakat iş yapmak için ABD'ye geldi ve tutuklandı.

Avukatları Atilla’nın birkaç defa, belki 4-5 defa ABD’ye geldiğini ve beşinci gelişinde tutuklandığını söyledi...

Evet evet. Bu onların size karşı davayı genişlettiğini, hazırlandığını gösterir. Belki de Atilla’nın kendine güveni, onu "beni daha önce rahatsız etmediler, şimdi de etmezler" şeklinde düşünmeye sevk etti. Kanıtlar değişmiş olabilir halbuki. Ciddi bir hata yaptılar. Onlara gerekli tavsiyede bulunmadıkları için avukatlarını suçlayabiliriz aslında, çünkü bu her zaman bir risk taşıyordu. Birleşik Devletler, güçlü bir yargı sistemine sahip, mahkûmiyetle sonuçlanan davaların oranı çok yüksek; ve federal suç kapsamında bir eylem nedeniyle tutuklanmanız, yüksek ihtimalle mahkûm olacağınız anlamına gelir.

Sızan haberlere göre Zarrab’a ABD’de kendisi açısından bir problem olmadığını söylendi? Belki konsolosluktan belki de Türk hükümeti içinden bir kaynağın...

Konsolosluğun bu konudan haberi bile olmayabilir. Çünkü adli bir süreçte devam eden bir soruşturmanın içeriğinin diplomatik kurumlarca bilinmesi çok görülen bir durum değil. Konsolosluk çalışanları gerçekten de bir şey olmadığını zannetmiş olabilirler. Zaten Birleşmiş Devletler'de otuzdan fazla federal büro var, bu bürolardan herhangi biri Zarrab’ın bir suç ile bağlantısını bulmuş olabilir. ABD’de bu gibi durumlarda uygulanan yaygın bir taktik de iddianamenin mühürlenmesi ve suçlanan kişinin hata yapmasının beklenmesi. Erdoğan’ın Zarrab'ı asla sınır dışı etmeyeceği de bilindiği için, suçlamayı açıklayıp iade sürecini başlatmakla zaman kaybedilmemiş olmalı.

ABD’de Hazine Bakanlığı soruşturması nasıl yürütülüyor? Adli süreçten farkları neler?

ABD Hazine Bakanlığı yürütülen soruşturma ile ilgili olarak kendisi adli süreçten bağımsız olarak kanıt ve delil elde edebiliyor. Her ne kadar bankaları ceza davalarında mahkum ettirebilseler de, genellikle çoğu durumda bankalara milyonlarca hatta milyar dolar seviyesinde para cezası verebiliyorlar. Yani eğer milyar dolarlar söz konusu olursa bu şaşırtıcı olmaz. Yani Hazine hem kendi soruşturmasını ayrıca oluşturuyor, hem de kendi kaynakları aracılığıyla delil elde edebiliyor... Zarrab davasında da Hazine'nin bunu yapması muhtemel.

New York Eyalet Hazine Bürosu'nun ve ABD Hazinesi'nin Türk bankalarını ayrı ayrı cezalandırma ihtimali var mı?

Evet, Halkbank veya diğer Türk bankaları kara para aklama konusunda ve bazı suçlardan dolayı cezalandırabilirler. Bunun yanı sıra kovuşturmanın ertelenmesi de söz konusu olabilir. Adli süreç sonunda ilgili banka, büyük para cezası yanında gözetim altına da alınabilir. Ayrıca bankanın ABD’deki faaliyetlerinin durdurulması ve temsilciliklerinin kapatılması da söz konusu olabilir. ABD’nin yabancı bir bankayı cezalandırılmasının birçok yolu var. Ancak bunlardan en büyüğü, bankanın Amerikan bankacılık sisteminden çıkartılması ve ABD’de işlem yapmasının durdurulması olacaktır.

Söylentilere göre altı Türk bankası iddianamede yer alıyor olabilir. Fakat iddianame yayınlanmadan bunu bilmenin imkanı yok.