Ara 12 2017

Zarrab, savcılıkla anlaşmasından ceza alacak mı, kazancı ne olacak?

ABD'de sanık ile savcılıkla anlaşarak tanık pozisyonuna geçen Reza Zarrab, 130 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordu. Tanık olarak ifade vermesiyle de en çok merak edilen soruların başında ise Zarrab'ın davadan sonraki akıbetinin ne olacağı.

ABD'li eski federal savcı ve Columbia Üniversitesi’nde hukuk profesörlüğü yapan Daniel Charles Richman, DW Türkçe'ye verdiği demeçte, Zarrab'ı neyin beklediği, bundan sonraki sürecinin ne olabileceği sorusunun yanıtını paylaştı.

Richman, savcılarla anlaşmasaydı Zarrab'ın uzun yıllar cezaevinde yatacağına işaret ediyor. Zarrab kendisi için yaptığı bu karlı anlaşmadan da ceza almadan yine yırtamayacak.

Richman'a göre kesin olarak söylenebilir ki; sadece öngörülen cezadan yüzde 75 kadar bir ceza indirimi alabilecek Zarrab:

Ancak neredeyse kesin olan durum şu ki, eğer Zarrab mahkeme ile bu işbirliği sonucunda ceza alırsa ve eğer hükümet kovuşturma ve diğer sanıkların soruşturulması sürecinde Zarrab’ın “kaydadeğer bir destek” verdiğine ve itiraflarının doğru olduğuna ikna olursa, ve kararı veren hakim hükümetin değerlendirmesine itibar ederse, Zarrab’ın büyük ölçüde azaltılmış bir ceza almasını bekleyebiliriz. New York Güney Bölge Mahkemesi istatistiklerine ek olarak ülke çapındaki ortalama indirim verilerine bakıldığında, 2016 yılında mahkeme ile işbirliği yapanlar için verilen indirim, dolandırıcılık davalarında tavsiye edilenin cezanın yüzde 75'i, kara para aklama davalarında ise yine tavsiye edilenin yüzde 72'si olarak kayda geçmiş.

Zarrab'ın tanık koruma programına dahil olmasıyla da yaşayacaklarını şu şekilde özetliyor Richman:

Zarrab’ın “itiraf anlaşması”, ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Savcılar Ofisi’nin, eski adıyla “Tanık Koruma Programı” olarak bilinen Tanık Güvenlik Programı’na başvurmasına olanak tanıyabilir. Kabul edilmesi durumunda aktarılması gereken kaynaklar ve korunan kişinin ve ailesinin hayatı üzerinde yaratabileceği yük göz önüne alındığında bu tip başvurular çok ciddi bir değerlendirme sürecinden geçiyor.

Ve programı yürüten Federal Kolluk Kuvvetleri (US Marshals) kimi koruma altına alıp almayacağı konusunda çok dikkatli davranıyor.

Eğer fail programa dahil edilirse, cezasını hapishanedeki diğer suçlulardan ayrı bir yerde ve koruma altında çekecek. Serbest bırakıldığı zaman ya da eğer hakkında hapis cezası verilmediyse, Kolluk Kuvvetleri'nin gözetimi altında bir yere yerleştirilecek. Bu tip durumlarda genellikle bu kişilere yeni bir kimlik veriliyor ve eğer yakın akrabaları da kabul ederse ülkenin ücra bir köşesinde yaşantılarını sürdürmeleri sağlanıyor.

Ek olarak tanıdıkları insanlar da dahil olmak üzere, geçmişlerine dair her unsur ile aralarına bir perde çekmeleri gerekiyor. Böylesine katı kuralların ihlali ise çoğu zaman programdan çıkarılmaları ile sonuçlanıyor. Kendisini bir şekilde bu programda bulacak kadar ciddi suç işlemiş kişilerin böylesine katı kurallara uymaları da bir hayli güç olabiliyor. Program dahilinde korunan bireyler için sürekli olarak yakından koruma gerekmiyor, ancak Kolluk Kuvvetleri ihtiyaç oluşması durumunda destek olabiliyor. Tanık Güvenlik Programı’na dahil olan birisi eğer bunu devletin sunduğu bedava bir hizmet olarak değerlendiriyorsa bilin ki arkadaşlarından, akrabalarından ve sıklıkla, alışık olduğu bir kültürden kopacak olmasını göz önünde bulundurmamış demektir. İşte bu yüzden birçok işbirlikçi programa dahil olmak istemiyor.