Erdoğan Turkcell’in çoğunluk hissesini ele geçirmek için Ziraat Bankası’nı nasıl kullandı? - Aykan Erdemir

Ocak ayında, Türkiye'nin en büyük finans kurumlarından biri olan Ziraat Bankası’nın şüpheli denizaşırı anlaşmalar yaptığı, çıkar çatışmalarına dahil olduğu ve Varlık Fonu’yla kuralsız işlemler yaptığına dair Türk medyasında haberler çıktı. Skandalın merkezinde Ziraat Bankası’yla birlikte Türkiye’nin en büyük cep telefonu operatörü Turkcell yer alıyor.

Çok sayıda haber kaynağının iddiasına göre, Ziraat Bankası büyük olasılıkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bir offshore şirketine 1 milyar 600 milyon dolarlık geri dönüşü olmayan kredi verdi. Hedefte ise Turkcell’in kontrolünü ele geçirmek vardı. Bu olay Erdoğan‘ın ekonomik ve siyasi gücünü daha da pekiştirmek için kamu fonlarını, mahkemeleri ve şüpheli mali işlemleri nasıl kullandığını  net bir şekilde ortaya koyuyor.

Demokrasileri Savunma Vakfı Türkiye Direktörü Aykan Erdemir ve Umut Can Fidan tarafından kaleme alınan ve  Foundation For Defence Of Democracies (FDD) sitesinde yayınlanan makalede Erdoğan’ın Ziraat Bankası’nı kullanarak Turkcell çoğunluk hisselerini nasıl ele geçirdiği ve Erdoğan’ın hedefine varmak için izlediği yol detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Makalenin özeti şu şekilde:

“Toplam varlıkları bakımından Türkiye‘nin en büyük bankası olan Ziraat Bankası, 2014 yılında İngiltere’ye bağlı Virjin Adaları’ndaki bir denizaşırı şirkete verdiği bir milyar 600 milyon dolarlık sorunlu kredi yüzünden kamuoyunun gündemine geldi. Ziraat Bankası bu krediyi Ekim 2020 itibarıyla kapattığını iddia eden bir basın açıklaması yayınlasa da, muhalefet partileri ve bağımsız medya kuruluşları, Türk bankacılık tarihinin en büyük kredilerinden birinde çok sayıda usulsüzlük olduğunu vurgulamaya devam ediyor.

Bir gazetenin 4 Ocak'ta olayı ilk ifşasından bu yana Ziraat Bankası skandalı dallanıp budaklandı: Birden fazla çıkar çatışmasını içeren şüpheli anlaşmalar zinciri aracılığıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Varlık Fonu bünyesinde yer alan Ziraat Bankası kullanılarak Türkiye'nin en büyük cep telefonu operatörü Turkcell'in kontrolünü ele geçirmek için bir offshore kuruluşuna geri dönüşü olmayan bir kredi verildi.

Turkcell, Erdoğan için yurtiçi ve yurtdışında stratejik bir varlık olma potansiyeline sahip. Şirket halihazırda Türkiye ve ABD’de pek çok Erdoğan yanlısı kuruluşa destek veriyor. Erdoğan, telekomünikasyon şirketini haberleşme üzerindeki kontrolünü pekiştirerek iç muhalefeti bastırma aracı olarak kullanabilir. Bunun halihazırda gerçekleşmiş olabileceğine dair endişeler var.

Geçtiğimiz Ocak ayında Erdoğan, Facebook'un WhatsApp mesajlaşma hizmetiyle ilgili gizlilik endişelerini dile getirerek Türk kullanıcıları Turkcell'in mesajlaşma uygulaması BiP'e geçmeye teşvik etti ki bir Türk gözlemciye göre, BİP Türkiye'de kullanılan diğer en popüler mesajlaşma uygulamalarından daha fazla kişisel bilgiye erişebiliyor.

Varlık Fonu, Ziraat Bankası ve Turkcell'in yer aldığı skandal, Erdoğan'ın ekonomik ve siyasi gücünü pekiştirmek için kamu fonlarını, mahkemeleri ve düzensiz finansal işlemleri nasıl kullanmaya çalıştığının en son örneğini oluşturuyor. Tek adamın, bir zamanlar laik figürler ve siyasi rakiplerin sahip olduğu işletmeler ve medya kuruluşlarının kontrolünü ele geçirme konusunda şimdiden endişe verici bir geçmiş performansı ile karşı karşıyayız.

İlk olarak Sözcü gazetesi 4 Ocak'ta bombayı patlattı. Gazete, Sayıştay'ın 2019 yılındaki denetimlerinde ülkenin en büyük iki bankası Ziraat Bankası ve Halkbank'ın büyük holdinglere o zamandan beri geri dönmeyen önemli krediler sağladığını ortaya çıkardı. Bu krediler tartışmalıydı çünkü devlete ait Ziraat Bankası'nın birincil görevi çiftçilere, Halkbank'ın ise birincil görevi küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi sağlamak.

Üç gün sonra da BirGün gazetesi sorunlu kredilerden birinin 10 yıl vadeli ve üç yıl ödemesiz bir milyar 600 milyon dolar olduğunu açıkladı. Ziraat Bankası, krediyi 2014 yılında vergi cenneti Virjin Adaları’nda isimsiz bir şirkete vermişti. Denetim raporuna göre, kredinin büyüklüğü, bankanın gözetleme listesindeki tüm kredilerin toplam değerinin dörtte birini oluşturuyordu. BirGün, son altı yılda offshore şirketinin yalnızca 17,5 milyon dolar geri ödediğini bildirdi.

BirGün gazetesinin haberi ile aynı gün CHP milletvekili ve genel başkan yardımcısı Faik Öztrak, Türk hükümetini, çiftçilere kredi vergi vermesi gereken Ziraat Bankası‘nı vergi cennetlerindeki firmalara kredi verdiği için eleştiren bir basın toplantısı düzenledi.

Ziraat Bankası, eylemlerini savunmak amacıyla 8 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Türkiye'nin en büyük cep telefonu operatörü Türkcell’deki hisselerini korumasına yardımcı olmak için 2014 yılında Çukurova Holding'in Virjin Adaları merkezli bir iştirakine kredi kullandırdığını belirtti. Ancak Ziraat Bankası, Çukurova Holding’in offshore iştirakinin adını vermedi.

Sözcü, ertesi gün 1 milyar 600 milyon dolarlık kredinin bizzat Turkcell'e gittiğini aktardı. Bu bilgi yanlıştı, çünkü kredi bir Turkcell hissedarına gitti. 11 Ocak'ta artan kamuoyu baskısının ortasında Turkcell, TC Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun Kamuyu Aydınlatma Platformu aracılığıyla Ziraat Bankası kredisi alındığını reddeden resmi bir açıklama yaptı. 2000 yılından bu yana hem Borsa İstanbul ve hem de New York Borsası'nda işlem gören halka açık bir şirket olan Turkcell, sıkı raporlama ve kamuoyunu aydınlatma yükümlüğüne tabidir.

Bu arada CHP'li bir diğer milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da krediyle ilgili bir başka usulsüzlüğün altını çizdi: çoklu çıkar çatışmaları. Ziraat Bankası'nın tamamına sahip olan ve yüzde 26,2 ile Turkcell'in en büyük hissedarı olan Türkiye Varlık Fonu (TVF), Çukurova Holding aracılığıyla Turkcell yönetim kurulunun kontrolünü ele geçirmek için Ziraat Bankası kredisini kullandı.

2014’deki krediye onay veren Ziraat Bankası CEO'su Hüseyin Aydın, sadece Turkcell'in değil, TVF'nin de yönetim kurullarında yer alıyor. Bir Türk haber portalı olan Gerçek Gündem ise bu bulguları “borç veren ve alan aynı kurumda” şeklinde duyurdu.

Ziraat Bankası’nın devasa offshore kredisi ile ilgili endişeler, kısmen Türkiye’nin kamu bankalarının geçmişteki kötü davranışlarından kaynaklanıyor. 2013 yılından bu yana bu bankalarla ilgili olarak çeşitli yaptırım-bozma, kara para aklama ve terörizm finansmanı iddiaları su yüzüne çıktı.

Bu suçlamalar arasında, Manhattan'daki bir federal mahkemede Türkiye Halk Bankası aleyhine "Bankanın, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarından kaçmak için milyarlarca dolarlık bir plana katılması" nedeniyle açılan davalar da yer alıyor. Politika uzmanları, bankanın eylemlerini yakın tarihteki en büyük yaptırımdan kaçma planı olarak tanımlıyor.

Kasım 2017'de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 2017 Paradise Papers skandalında ismi geçen vergi cennetlerinden biri olan Man Adası'ndaki bir hesaba Erdoğan, aile üyeleri ve müttefiklerinin 15 milyon dolarlık transferini ifşa etti.

Romanya merkezli bir araştırmacı gazetecilik kuruluşu olan The Black Sea, Erdoğan ailesinin, Erdoğan'ın 2008 yılında Azeri-Türk milyarder Mübariz Mansimov'dan 25 milyon dolarlık petrol tankeri satın almasını kolaylaştıran bir Malta şirketi de dahil olmak üzere üç denizaşırı şirkete sahip olduğunu ortaya koydu. 2016 başarısız darbe girişiminden sorumlu gösterilen dini bir ağla bağlantılı olmakla suçlanan Mansimov, Mart 2020'den beri bir Türk hapishanesinde bulunuyor.

The Black Sea, Erdoğan’ın yakın iş arkadaşı eski Başbakan Binali Yıldırım ve aile üyelerinin Malta ve Hollanda’da 140 milyon dolarlık yabancı varlığa sahip olduğunu da bildirdi.

Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olmadan önce, Erdoğan'ın müttefiki olan işverenin vergilerden kaçmasına yardımcı olmak için offshore şirketler kurmasına da yardım etti.

Ziraat Bankası'nın 2014 yılında Çukurova Holding'in Virjin Adaları merkezli iştirakine 1 milyar 600 milyon dolarlık kredi vermesine neden olan olaylar zinciri bize, Erdoğan’ın İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ülkenin laik işletmelerini, medya kuruluşlarını ve devlet kurumlarını kademeli olarak ele geçirerek Türkiye'deki ekonomik ve siyasi gücünü nasıl pekiştirdiğini anlatan bir öykü sunuyor.

Çukurova Holding, sanayi, inşaat, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yanı sıra medya, ulaşım, ticaret, enerji ve finansal hizmetler alanlarında iştirakleri bulunan bir Türk şirketler grubudur. 2011 yılında Forbes Türkiye, 4 milyar dolarlık net serveti ile Çukurova Holding'in laiklik yanlısı ve liberal başkanı Mehmet Emin Karamehmet'i Türkiye'nin en zengin adamı olarak gösterdi.

Ancak o yıl The Wall Street Journal gazetesi, Karamehmet'in Türkiye'deki 2001 bankacılık krizinin mali ve hukuki sonuçlarının yanı sıra AKP'nin seküler medya patronları üzerindeki artan baskısıyla mücadele ederken "hayatta kalmak için savaştığını" bildirdi. 

"Turkcell'deki payını korumak için İsveçli ve Rus hissedarlarla" savaşmakla kalmayan Karamehmet aynı zamanda "dolandırıcılıktan yaklaşık 12 yıl hapis cezası" ve hükümetin "ödenmemiş vergiler için teminat olarak [Çukurova Holding’in] 1 milyar dolarlık varlığını dondurması" ile de mücadele ediyor.

Forbes, 2015 yılında net varlığının 1,15 milyar dolara düştüğünü ve ertesi yıl onu milyarderler listesinden çıkardığını bildirdi.

Karamehmet’in en değerli varlığı olan Turkcell hisseleriyle ilgili sorunları, Rus milyarder Mikhail Fridman ile 2005 yılında yaptığı anlaşmaya dayanıyor. O yıl Fridman’ın Moskova merkezli Alfa Grubu, Virjin Adaları merkezli Çukurova Finans aracılığıyla nakit sıkıntısı çeken Çukurova Holding’e 3 milyar 300 milyon dolarlık finansman paketi sağladı. 1 milyar 600 milyon doları Turkcell hisselerinin yüzde 13.8'ine çevrilebilen altı yıllık tahvillere dönüştürüldü. Dönemin devlet bakanı bu anlaşmayı Rusya’nın "en büyük doğrudan yabancı yatırımı" olarak kutladı.

Haziran 2005 tarihli ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu dosyalarına göre, Çukurova Holding ve Çukurova Finans, Fridman’ın Virjin Adaları merkezli Alfa Telecom Turkey Limited ile birlikte Karamehmet ve Fridman tarafından kontrol edilen başka bir Virjin Adaları merkezli şirket olan “Çukurova Telecom Holdings Limited bünyesindeki holdingleri aracılığıyla Turkcell'e dolaylı yatırım” yaptı.

Bu yatırım Alfa Telecom Turkey Limited'i Turkcell'in yüzde 13,2'sinin dolaylı sahibi yaptı. Alfa Telecom Turkey Limited, Turkcell'in yüzde 51 hissesine sahip olan Turkcell Holding'in yüzde 52,9'una sahip olan Çukurova Telekom'un yüzde 49'una sahip oldu.

Karamehmet daha sonra Fridman'a olan borcunu ödemediği için, yıllarca süren hukuk savaşları başladı ve Ocak 2013'te Birleşik Krallık Özel Konseyi Çukurova Holding ve Çukurova Finans lehine karar aldı. Bu, Karamehmet'e 30 Temmuz 2014'e kadar Fridman’ın Alfa Grubuna 1,6 milyar doları ödemesi durumunda Turkcell'de yüzde 13,8 hissesini geri alma ve kontrol etme fırsatı verdi.

Parayı ödemesi gereken tarihten iki hafta önce, Türkiye Hazinesi ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri olan Yıldız Holding'e ait İstanbul merkezli bir özel sermaye firmasının sunduğu finansman anlaşmasını bloke etti.

Karamehmet’e kredi sunan finans şirketi 3,7 milyar dolarlık net servetiyle Türkiye'nin en zengin adamı olan Murat Ülker başkanlık ediyordu. Ülker’in Yıldız Holding’inin sunduğu finansman anlaşması, Karamehmet’in Turkcell’deki çoğunluk hissesini elinde tutmasına ve bir Rus şirketinin Türkiye'nin en büyük mobil operatörünün çoğunluk hissesini almasına izin verme konusundaki endişeleri gidermesine olanak tanıyacaktı.

Üstelik Ülker ailesi, iktidara gelmeden önce Erdoğan'la iş yapma geçmişine sahip, Türkiye’nin önde gelen muhafazakar ailelerinden biri olduğu için, bu çözüm politik olarak uygun olmalıydı. Ülker ailesi, 1997'de Türk ordusunun ülkenin ilk İslamcı başbakanı Necmettin Erbakan'ı yalnızca bir yıl sonra istifaya zorladığı 1997'deki "post-modern darbe" sonrasında Türk ordusundaki laiklerin hedefi haline geldiği için de AKP çevrelerinde itibar görüyordu.

Ancak 2014 yılına gelindiğinde Ülker artık Erdoğan tarafından desteklenmiyordu. Londra merkezli bir finansçının 2016'da Al-Monitor'a söylediği gibi Ülker, Türkiye cumhurbaşkanının “kendi oligarklarını yarattığı” bir dönemde “Erdoğan'a yeterince itaatkar görülmüyordu”.

Yıldız Holding'in Turkcell ile Çukurova Holding arasındaki anlaşmasını karmaşıklaştıran Ülker-Erdoğan ilişkisindeki çatlaklar, 2016 Temmuz ayındaki başarısız darbe girişimiyle ilgili Türk hükümetinin Yıldız Holding'i de hedef almasıyla kamuoyu tarafından bilinmeye başlandı. Cumhurbaşkanı, 2020'de Murat Ülker'in 1986'da kurduğu bir vakıf tarafından kurulan bir üniversiteyi kapattı.

Ziraat Bankası, son ödeme tarihi olan 30 Temmuz 2014’e yalnızca beş gün kala, Fridman'ın Turkcell’i kontrol etmesi çok yakınken devreye girdi. Wall Street Journal, bir kamu bankasının 1,6 milyar dolarlık kredisinin "Türk hükümetinin stratejik öneme sahip telekom endüstrisine dahil olmasında önemli bir artışa" işaret ettiğini bildirdi. Böylelikle Erdoğan, Turkcell'i kontrol etmek için uzun vadeli bir strateji olarak Ziraat Bankası aracılığıyla özel bir finansman anlaşmasını bloke etti ve 1,6 milyar dolarlık kamu fonundan yararlandı.

Nitekim Ziraat Bankası'nın kurtarma paketi, Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu'nun Turkcell'e üç “bağımsız” yönetim kurulu üyesi atamasından dört ay sonra geldi: AKP’li iki eski bakan ve Erdoğan'la yakın ilişkileri olan İstanbul’daki üniversitelerden birinin mütevelli heyeti başkanı.

Ziraat Bankası aracılığıyla Çukurova Finans‘ı kurtarması, yalnızca Turkcell’i kontrol etme stratejisinin bir parçası değil, bu aynı amanda Erdoğan’ın, laiklik yanlısı iş adamı Karamehmet’ten diğer işletmelerini de etki alanına alma stratejisinin bir parçası gibi görünüyor.

Mayıs 2013'te Türkiye Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Çukurova Holding'in medya varlıklarına ve motor şirketi BMC'ye el koydu. Kasım 2013'te Erdoğan‘ın müttefiki Ethem Sancak, aralarında gazeteler, bir televizyonun da bulunduğu 11 Çukurova medya varlığını satın aldı. Sancak yönetimi altındaki bu kuruluşlar AKP'ye tutarlı bir şekilde destek verdi. Sancak, Erdoğan'a bağlılığını da ifade ederek, "Erdoğan'ı tanıdıkça iki erkek arasında böyle bir ilahi sevginin mümkün olabildiğini anladım" dedi.

Sancak, Ziraat Bankası'nın Çukurova Finans'a verdiği krediden 18 gün önce Mayıs 2014'te Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun BMC'yi satın alması için onayını aldı ve o zamandan beri Erdoğan'ın önemli bir ideolojik müttefiki olan Katar'la ekonomik ve askeri ortaklığının önemli ayaklarından biri haline geldi. Erdoğan, Ziraat Bankası'nın son dakika kurtarma paketiyle en değerli varlığı Turkcell'i hedeflemeden önce Çukurova'nın tüm stratejik varlıklarını da ele geçirmiş gibi görünüyor.

Ziraat Bankası Erdoğan’ın sadece yurtiçinde gücünü pekiştirmesinin değil, uluslararası hedeflerinin de önemli bir aracı oldu. Ancak, ABD Hazine Bakanlığı ve Amerikalı düzenleyici kurumlarla mahkemelerden gelen baskı, Erdoğan'ı Ziraat Bankası'nın yurtdışındaki ayak izini azaltmaya zorladı. Şu anda bankayı ağırlıklı olarak yerel gündemine hizmet etmek için kullanıyor.

Eylül 2014'te ABD Merkez Bankası, Ziraat Bankası'nın 2012'de - İran’ın ABD yaptırımlarını ihlal ettiği dönemde - gerçekleştirdiği belirli dolar takas işlemlerinin denetimini zorunlu kıldığı daha önceki bir anlaşmanın hemen ardından Ziraat Bankası'nın New York şubesine yönelik bir soruşturma başlattı.

Ziraat Bankası 2017 yılında, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla aleyhine açılan federal bir davanın parçası olarak daha sonra devletin tanığı haline gelen İran'ın devasa yaptırımdan kaçınma planının Türkiye merkezli elebaşı Rıza Zarrab'ın adının karıştığı iki Türk kamu bankasından biri oldu.

Halkbank Genel Müdürü. Atilla, "ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını ihlal etmek için komplo kurmaktan" 32 ay hapis cezasına çarptırıldı. Zarrab, Kasım 2017'de, dönemin ekonomi bakanının kendisine Ziraat Bankası’nın Erdoğan’ın İran’a fon aktarmaya yetkili Türk bankalarından biri olduğunu söylediğini ifade etti. Ziraat Bankası bunu yalanladı. Ziraat Bankası, Zarrab’ın ifadesinin üzerinden iki haftadan kısa bir süre sonra, 1983’ten beri faaliyet gösteren New York şubesini kapattı.

2019 yılında yine ABD‘li düzenleyicilerin dikkatini çeken Ziraat Bankası, Erdoğan'ın Venezüellalı diktatör Nicolas Maduro'ya yardım etmek için görevlendirdiği kilit finans kuruluşu oldu. Bloomberg, Ziraat'ı Venezuela Merkez Bankası‘nın "müteahhitlere ödeme yapmak, para taşımak ve ürünleri Türk lirası cinsinden ithal etmek için kullandığı" kurum olarak gösterdi.

Temmuz 2019'da, ABD Hazine Bakanlığı'nın Maduro tarafından yönetilen bir yolsuzluk ve kara para aklama ağına karışan Türkiye merkezli bir şirkete yaptırım uygulamasından haftalar sonra Ziraat, ABD yaptırımlarından korktuğu için Venezuela Merkez Bankası‘yla çalışmayı bıraktı.

Turkcell olayı, Ziraat Bankası ile Ağustos 2016'daki kuruluşundan bu yana, Erdoğan'a Parlamento ve Sayıştay'ın denetiminden muaf bir "paralel bütçe" sağladığı için tartışmalara neden olan  Varlık Fonu (TVF) arasındaki önemli bağlantıları da ortaya çıkardı.

28 Haziran 2020'de TVF, Turkcell hisselerinin yüzde 26,2'sini dört firma ile bir dizi anlaşma yaparak devralma anlaşmasını açıkladı: İsveç'in telefon tekeline dönüşen çokuluslu eski telekomünikasyon firması Telia Company; Alfa Telecom Turkey Limited'in sahibi olan Fridman'ın LetterOne'ı; Karamehmet’in Çukurova Holdingi; ve Ziraat Bankası.

Bloomberg'in, "yönetim kurulu temsili, temettüler ve diğer meseleler üzerine tartışmalara" neden olan, Turkcell üzerinde "15 yıllık bir kontrol davası" dediği gelişmelerden yorulan Telia Company, Turkcell'deki yüzde 24 dolaylı hissesini 530 milyon dolara sattı.

Bu dolar rakamı, Turkcell'in piyasa değerine göre yüzde 54 indirimi gösteriyor ve Telia için 322 milyon dolarlık bir zarara karşılık geliyor. Ziraat Bankası'nın tamamına sahip olan TVF, Çukurova Finans'ın bankaya olan 1 milyar 600 milyon dolarlık borcunu üstlendi ve Karamehmet'in hisselerini aldı. Bu anlaşma, Fridman'ın LetterOne'ın Turkcell'deki payını da yüzde 13,2'den yüzde 24,8'e çıkardı.

Al-Monitor'dan Mustafa Sönmez'in belirttiği gibi, bazı hisseleri LetterOne'a satmasına rağmen TVF'nin "Ziraat Bankası'na 1.6 milyar dolar ve Telia'ya 530 milyon dolar" ödemesi gerekiyordu, ki bu miktar fonun kasasında bulunmadığı için bu meblağ borç senetleri ihraç etmeye zorlayacaktı

Beş ay sonra, Sönmez'in “Türkiye’nin 'varlıksız' varlık fonu” dediği TVF, Borsa İstanbul’un hisselerinin yüzde 10'unu CHP’nin eleştirdiği başka bir opak anlaşmayla Katar devlet varlık fonuna 200 milyon dolara satıldı.

Yönetişim açısından tartışmalı görünebilecek şeyler, Erdoğan’ın ülkenin önde gelen telekomünikasyon şirketi üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırma çabasının zaferini temsil ediyor. Değişiklik, Erdoğan'ın Turkcell'in dokuz yönetim kurulu üyesinden beşini atamasını sağladı. Görünüşte Rusya'nın Turkcell'i kontrol etmesini engellemek için 2014'te başlayan bir olayın, Rus milyarder Fridman'ın hisselerini artırırken Erdoğan'a şirkete tam hakimiyet vermesi ironik. Erdoğan nihayetinde Rus ortağıyla bir kazan-kazan anlaşması yaptı.

Bu arada Türk gazeteciler, TVF'nun Telia ve Çukurova Finans'tan devraldığı Turkcell hisselerinin, Fon’un kendisi yerine yeni bir iştiraki ile sonuçlandığını sorgulamaya devam ediyor. İsmi TVF Bilgi Teknolojileri İletişim Hizmetleri Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (TVF BTIH) olan bu iştirak 5 Haziran 2020 tarihinde kuruldu ve İstanbul merkezli 5 milyon Türk Lirası kayıtlı sermayeli bir anonim şirkettir.

Turkcell'in 17 Haziran 2020'de ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na ve 11 Eylül 2020'de Türkiye'nin Merkezi Kayıt Kuruluşu Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamaya göre, 1 milyon dolardan az kayıtlı sermayesi olan bir şirket şu anda 4,8 milyar dolarlık piyasa değeri olan Turkcell'i kontrol ediyor.

ABD'li düzenleyiciler ve savcılar, Erdoğan'ın yerel ve küresel gündemini takip etmek için kullandığı Türk kuruluşlarını ve bunlar aracılığıyla gerçekleştirilen olası yasadışı işlemleri incelemeye devam etmelidir. Türk cumhurbaşkanının İran yaptırımlarından kaçma suçlamasıyla Halkbank'a karşı devam eden federal davayı bozma girişimlerine direnmek iyi bir başlangıç ​​olacaktır.

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Ahval Genel YayınYönetmeni Yavuz Baydar, Aykan Erdemir ile bu makalenin detaylarını Sıcak Takip'te ele aldı. Sıcak Takip'i buradan izleyebilir veya dinleyebilirsiniz...

 

Listen to "Halkbank'tan sonra şimdi de Ziraat mercek altında - Aykan Erdemir / FDD" on Spreaker.