‘Salgına karşı konut kredisi’ tutmadı, inşaat çöktü

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki hükümet, ekonomik çöküş hızlandıkça, yaklaşan fırtınanın ayak seslerinin duyulmasını engelleyebilmek için tüm enerjisini ve iktidar gücünü muhalefeti dar bir alana sıkıştırma ya da tümden hareket edemez konuma getirmeye yönlendirdi.

Art arda gelen veriler ekonomideki sarsıntıyı gizlenemez hale getirdikçe, sivil toplum örgütlerinden mesleki kuruluşlara, muhalefet partili belediyelerden, parti yöneticilerine, milletvekillerine ve bir elin parmakları kadar kalan iktidar kontrolü dışındaki medya kuruluşlarına baskı yoğunlaştırılıyor.

Hükümet HDP’li beş belediyeye daha vali ve kaymakamları kayyum olarak atayıp başkanları gözaltına alırken, diğer yandan da Yargıçlar Sendikası Başkanı Hakim Ayşe Sarısu Pehlivan sosyal medya paylaşımı nedeniyle görevden uzaklaştırıldı. 

Erdoğan, beş ay önce yüzde 58 hissesi binlerce vakfa ait olan Vakıfbank’a el koyarak bu hisseleri hazine kontrolüne aldıktan sonra, ana muhalefete karşı yeni bir adım daha attı. Türkiye’nin en büyük özel bankası olan İş Bankası yönetiminde Atatürk’ün vasiyeti uyarınca CHP tarafından temsil edilen hisselerin hazineye devri yeniden gündeme taşındı. 
Bir yandan da Erdoğan’ın başında bulunduğu Varlık Fonu’nun Vakıfbank hisselerini devralacağı açıklandı.

Tüm bu hamlelerle üstü örtülmeye çalışılan siyasi ve ekonomik erozyon yine de gizlenemiyor. TÜİK’in ve Berat Albayrak’ın başında bulunduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı son rakamlar çöküşün hızlandığını sergiliyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salgına karşı 18 Mart’ta açıkladığı 100 milyar TL’lik Ekonomik İstikrar Kalkanı önlemlerinde eleştirilen maddelerden birisi 500 bin liraya kadar olan konut satışlarında kredi oranının yüzde 90’a çıkartılmasıydı. Yüzde 10 peşinat ile bankalardan konut kredisi çekilmesine olanak sağlanmıştı.

Salgını önlemekle konut kredisi kampanyasının ne ilgisi olduğunu, müteahhitlere yönelik bu desteğin amacını ve nasıl uygulanacağını sorgulayan muhalefete Erdoğan sert tepki gösterdi ama bankalar, tapu daireleri insanlara “gelmeyin” derken, Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanı da sürekli şekilde “evde kalın” çağrıları yapıyordu.

Şimdi TÜİK’in açıkladığı Nisan 2020 konut satış istatistikleriyle, muhalefetin eleştirilerinin haklılığı, iktidarın önlemlerinin ise çözüme katkı sağlamadığı teyit edildi. 

Açıklanan rakamlara göre Nisan ayında konut satışları neredeyse durdu. Görünen satış rakamları ise salgın öncesi mart ayında satın alınıp tapu işlemleri nisana sarkan konutlardan oluştu.

Nisan’da konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 55,5 azalarak 42 bin 783 oldu. İktidarın döviz geliri için büyük umut bağladığı yabancılara konut satışı ise yüzde 78,8 düştü. Satılan konut 790 adette kaldı. 

Yabancılara konut satışlarının artması için daha önce 1 milyon dolar ve üzerinde gayrimenkul alımı yapan yabancılara verilen TC Vatandaşlığı 250 bin dolara düşürülmesine karşılık bugüne kadar aylık ortalama 4-7 bin arasında değişen yabancıya satış nisan verisiyle binin altına indi.

İnşaat şirketlerinin ofisten-maket üzerinden ya da emlakçıların yer göstererek yaptıkları konut satışları, pek çok işyerinin faaliyetini durdurması, sokağa çıkma yasakları, 65 yaş üstü için yaklaşık 3 aydan bu yana yürürlükteki evden çıkma yasağı vb. nedenlerle durdu. 

Bazı şirketler online ya da Drone’larla alıcılara görsel tanıtım yaparak satışları sürdürmeye çalışırken, tapu dairelerinde de randevu sistemine geçilmesi, hem satışları hem satış işlemlerini en alt düzeye indirdi.

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Derneği (GYODER), 2020 Nisan ayı sonuçlarının sektörün içinde olduğu darboğazın ağır boyutlarını sergilediğini belirterek, “2019’un son ayından itibaren artan ve bu yılın mart ayında yüzde 4,17’lik bir oranla devam eden stok erime hızının Nisan’da 1.81’e gerilemesi, satışların küresel salgından olumsuz etkilendiğini gösteriyor” açıklamasını yaptı.

TÜİK konut satışlarını 2008’den bu yana açıklıyor. Nisan ayındaki yüzde 55’lik gerileme, geride kalan 12 yıldan bu yana en sert düşüş. Aynı zamanda aylık olarak da nisan ayındaki 42 bin 783 konut, bugüne kadarki en düşük aylık satış rakamı. 
Banka kredisiyle yapılan ipotekli konut satışlarındaki gerileme ise yüzde 24. Diğer deyişle korona salgınına karşı Erdoğan’ın iki ay önce ilan ettiği konut kredisi desteği ve başlattığı kampanya bir işe yaramamış.

2019’da yeni konut satışlarındaki sert gerileme nedeniyle, 3 milyona varan konut stoku göz önüne alındığında, özellikle yeni ve inşaatı devam eden konutlarda inşaat sektörünün zararı ve kayıpları katlanarak artıyor. 

Bu sürecin iktidarın gözdesi inşaat şirketleri arasında yeni bir iflas zincirini tetiklemesi olasılığı bu gelişmeye ve rakamlara paralel olarak yükseliyor.

Salgın sonrası inşaat sektörünün canlanması, satışların Haziran’dan sonra hareketlenmesi beklentilerini zora sokan bir diğer unsur ise alınan önlemler, durdurulan faaliyetler nedeniyle milyonlarca kişinin işini, işyerini, gelirini ve ekonomik ödeme gücünü kaybetmesi.

Salgının bireylerin, hanelerin, işletmelerin ekonomilerinde yarattığı tahribatın giderilmesi, yeniden konut ya da otomobil alabilecek, kredi çekip aylık taksitleri ödeyebilecek gelire ve ekonomik güce sahip olabilmeleri, uzun süre alacak. Bunun yanında pek çok kişi açısından salgın sonrası dönemde yaşam ve harcama öncelikleri değişecek. 

Her an yeni bir salgın dalgasının nüksetmesi, durumun daha da ağırlaşabileceği endişeleri, var olan gelirin, tasarrufun, birikimin elde tutulmasını daha önemli kılarken, büyük olasılıkla uzun süreli borç yüküne yol açacak konut yatırımına girmekten de çoğu kişi kaçınacak.

Kaldı ki, kredi ertelemeleri, borç yapılandırmaları, geri dönmeyen kredilerin takibe atılmasına getirilen kısıtlamalar, icra-haciz-kanuni takiplerin durdurulması, bankaları da kredi alacaklarını tahsil etmekte zorluyor. Faiz indirimi ve daha çok kredi vermeleri yönünde iktidardan gelen baskılar, son olarak BDDK’nın 15 bankaya kestiği ağır para cezaları nedeniyle, bankaların düşük faizli 5-10 yıl vadeli konut kredisi verme isteği de muhtemelen en alt düzeye inecek.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında, Nisan’da giderler 108,4 milyar TL, gelirler 65,2 milyar TL olurken, bütçe açığı aylık 43,2 milyar TL.

2020 Ocak-Nisan döneminde ise bütçe giderleri 393,8 milyar TL, bütçe gelirleri 321 milyar TL olunca, bütçe açığı da dört ayda 72,8 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakamlar bir anlamda devletin kaynaklarının hızla kuruduğunu gösteriyor. 

Vergi ertelemelerinden ötürü önümüzdeki üç ayda gelirleri daha da azalacak olan devletin bütçe açıkları da katlanacak. Hazine bu yüzden haftalık borçlanma ihalelerinin sayısını artırdı. Daha önce açıklanan programlar duyurulan aylık borçlanma tutarları bir günde borçlanılıyor.   

Dolayısıyla geçmiş dönemlerde ekonomik büyümede etkili olan kamu harcamaları, devletin nihai tüketim harcamaları, kamu ihaleleri ve yatırımları vb. açısından baktığımızda, ekonomiyi canlandırabilecek bir kaynağın devlet tarafından piyasalara, sektörlere enjekte edilmesi, 2020 yılının mevcut bütçeyle tamamlanabilmesi çok güç hatta imkânsız görünüyor.